Dondurma tarifi vermeden önce hakkında biraz araştırma yaptım ve yaklaşık 3000 yıllık bir geçmişe sahip olduğunu öğrendim. Dondurmanın ilk olarak kimler tarafından keşfedilip kullanıldığı hakkında çeşitli varsayımlar olmakla beraber en güçlü varsayım Romalılara ait.
Bazı kaynaklara göre ilk olarak Çinliler kullandılar. Çin mutfağında soğuk yiyeceklerin ve içeceklerin çok eskiden beri sıkça kullanıldığı biliniyor. 1296 yılında Makro Polo’nun Çin gezisi sırasında dondurmayı öğrenip Avrupa’ ya taşıdığı tahmin ediliyor.
Çok güçlü olmayan başka bir varsayım ise M.Ö 4. yy. da Büyük İskender’ in meyveleri buzla karıştırarak yemesi sonucu nektarlı dondurmanın bulunduğudur. En güçlü varsayım ise Roma imparatoru Neron’ un,midesine oldukça düşkün oluşu ile tanınması ve kendine değişik yemek sunan aşçıları ödüllendirmesiymiş. Bu nedenle aşçılar sürekli değişiklik arayışı ve yeni lezzet turlayışları yaparlarmış. Bir gün bir aşçı dağdan topladığı karları bir kapta sıkıştırarak bal katmış ve meyvelerle renklendirmiş. Bu yiyecek Neron’ un o kadar hoşuna gitmiş ki devamlı yapılan bir şey haline gelmiş. Bizim de Anadolu da kar ile pekmezi karıştırmamız da anlaşılan taaa Romalılardan gelen mirasımızmış.
Ben de bugün sevgili Zerrin’ den aldığım dondurma tarifini vermek istiyorum. Hoş bir lezzet olduğunu göreceksiniz. Kendiniz de yeni eklemeler yaparak daha da farklı sunumlar deneyebilirsiniz.
Malzemeler:
Yarım kilodan biraz fazla arzu ettiğiniz meyve
(Çilek, vişne, kiraz, kivi, muz, portakal.vb..)
1 su bardağı sıvı krema 1 su bardağı yoğurt 1 su bardağı pudra şekeri
Yapılışı:
Hangi meyveden yapıyorsak o meyvenin küçükse birkaç tanesini, büyük meyve ise bir tanesini ayırıp, geri kalan meyveyi rondodan geçirin, ya da çatalla iyice ezin. Pudra şekerini de ezmiş olduğunuz meyveye katarak erimesi için iyice karıştırın.
Çukur bir kapta krema ve yoğurdu iyice köpürene kadar çırpın. Varsa çırpıcı kullanın. Pudra şekerli meyve ezmesini de ekleyerek karıştırın. Dondurmanızın rengi katmış olduğunuz meyvelerin renginden biraz uçuk renge sahip olacak. Kenara ayırdığınız meyveleri de küp küp doğrayarak dondurmanıza katıp tekrar karıştırın. Derin dondurucuya koyabileceğiniz bir kaba koyarak 1 saat dondurun. Çıkarıp tekrar çırpın ve yeniden dondurucuya koyun. Birkaç saat dondurup üzerine arzunuza göre çikolata sosu, çikolata parçaları ve ceviz kırıntılarıyla servis yapın. Afiyet olsun.
Pazar gününe kadar bir daha yazı ekleyemeyeceğimden, şimdiden Aşık Veysel’in Anama diye yazdığı dizelerle, öncelikle tüm annelerin anneler gününü kutluyorum.
ANAMA
Dokuz ay koynunda gezdirdi beni Ne cefalar çekti ne etti Anam Acı tatlı zahmetime katlandı Uçurdu yuvadan yürüttü Anam
Anaların hakkı kolay ödenmez Analara ne yakışmaz ne denmez Kan uykudan gece kalkar gücenmez Emzirdi salladı uyuttu Anam
Doğurdu beni Sivas ilinde Sivralan Köyünde tarla yolunda Azığı sırtında orak elinde Taşlı tarlalarda avuttu Anam
Ben yürürdüm Anam bakar gülerdi Huysuzluk edersem kalkar döverdi Hemen kucaklayıp okşar severdi Çirkin huylarımı soyuttu Anam
Çocuğudum Anam bana ders verdi Okumamı çalışmamı ön gördü Milletine bağlı ol da dur derdi Vatan sevgisini giyitti Anam
Tükenmez borcum var Anama benim Onun varlığından oldu bedenim Kimi köylü kızı kimisi hanım Ta ezel tarihte kayıtlı Anam
Veysel der kopar mı Analar bağı Analar doğurmuş ağayı beyi İşte budur sözlerimin gerçeği Okuttu öğretti büyüttü Anam
Bugün anlatacağım limon soslu tavuk oldukça doyurucu ve bir o kadar da lezzetli bir yemek. Bir sene kadar önce bir1 den almışım tarifi . Asıl adı Amerikan Usulü Tavuk . O zamandan beri sık sık yaptığım çeşitlerin arasına girdi. Asıl tarifte sütte varmış meğer ben o kısmı atlamışım. Ama sütsüz de gayet güzel.
Hemen tarifine geçiyorum.
Malzemeler:
4 adet ince dilimler halinde kesilmiş tavuğun göğüs eti
1/2 limon suyu (isterseniz miktarı artırabilirsiniz)
2 yemek kaşığı zeytinyağı
Tuz
1 yumurta
2 çay bardağı kadar mısır unu
Kızartmak için
2 çay bardağı kadar sıvı yağ
Yapılışı:
Tavuk etlerini yıkayıp süzün. Çukur bir kapta limonu sıkarak etlerin limonla iyice karışmasını sağlayın. Zeytinyağını ve tuzu ekleyip tekrar karıştırın. Yaklaşık 15-20 dakika terbiyeyi içine çekmesi için dinlendirin. Yayvan bir tabağa yumurtayı kırıp az tuz ekleyerek iyice çırpın. Başka bir tabağa ise mısır ununu koyun. Tavaya kızartmalık yağ koyarak ocağı yakın. Tavuk etlerini sostan alıp önce yumurtaya sonra mısır ununa bulayarak kızgın yağda her iki tarafı da kızaracak şekilde pişirin. Salata ile servis yapın. Afiyet olsun.
Bugün geleneksel tatlılarımızdan olan tulumba tatlısını tarif etmek istiyorum. Hemen hemen herkesin çok sevdiği bir tatlı olduğuna inanıyorum. Evde yapılan şeklini çok seveceksiniz.
PORSELEN DEMLİK ÇAY SAATİ 22 için sevgili Fatostuncay arkadaşımız kolları sıvamış. Ben de elimde kalan resimlerden birisiyle katılmak istiyorum. Bu resim evdeki resimler berbat olduğundan görümcem tabağı kaçırırken son anda merdivende çekilmiş haliyle ancak görüntülenebildi. Sağından solundan kırpınca da böyle bir foto ortaya çıktı. Artık idare edin:)
Malzemeler:
3 çorba kaşığı tereyağı 1,5 su bardağı su 2 su bardağı un
1/2 su bardağı irmik 4 yumurta 1 fiske tuz
1 yemek kaşığı toz şeker
Şerbeti için : 2 su bardağı su 3 su bardağı toz şeker 1/2 limonun suyu
Kızartmak İçin:
1,5 -2 su bardağı kadar sıvıyağ
Hazırlanışı:
Bir tencereye 2 su bardağı suyu ve 3 su bardağı şekeri koyarak kaynatın. 5-6 dakika kaynadıktan sonra limon suyunu ekleyip iki dakika daha kaynatarak ocağı kapatın. Soğumaya bırakın.
Başka bir tencereye 1,5 su bardağı suyu, bir yemek kaşığı toz şekeri, bir fiske tuzu ve tereyağını koyarak kaynatın. Ocağı kısın ve unu ekleyip hızla karıştırın. Ocağı kapatın ve karıştırmaya devam edin. Pişmiş bir hamurunuz olacak. İrmiği de ilave edip iyice karıştırın. Yaklaşık yarım saat soğumaya bırakın.
Hamur soğuduktan sonra yumurtaları teker teker kırarak hamura iyice yedirin.
Kızartma tenceresine sıvıyağı koyarak ocağı yakın. Varsa tulumba tatlısı sıkacağına hamuru koyarak çok kızgın olmayan yağa keserek aktarın. Ocağı harlı konuma getirip tatlıların her tarafını kızartıp şerbete atın. Ocağı kısarak kalan hamurları da aynı şekilde kızartın.
Bir parti kızartılırken şerbetteki tatlıları alıp yayvan bir servis tabağına aktarın.
Tulumba tatlısı için sıkacağınız yoksa tezgâh üzerinde uzun şeritler hazırlayıp bıçakla etrafına çentik yaparak da kızartabilirsiniz. Afiyet olsun.
Bu gün Fellah Köftesi diye bilinen yemeği tarif etmek istiyorum. Tarif etmeden önce hakkında biraz bilgi verebilmek için internette araştırma yapayım dedim, bu köftenin birçok ismi olduğunu öğrendim. "Fellah Köftesi", "Kürt Köftesi", "Sarımsaklı Köfte", “Bulgur Köftesi” ve "Zeyitli Köfte". İllere göre değişik adla anılıyormuş meğer."Zeyitli" kelimesi Mersin taraflarında "zeytinyağlı" anlamında kullanılıyormuş.
Fellah; çiftçi, Mısır köylüsü ve Arap anlamlarını içeriyor.
Fellah köftesi, hemen hemen bütün yörelerimizde bilinmesine rağmen daha çok Adana, İskenderun, Hatay, Mersin, Elazığ civarında bilinen, yapılış şekli ve sunumunda çok küçük farklılıklarla her yörede beğeniyle yenilen meze türünde bir yemek.
Bulgur hakkında da birazcık bilgi araştırması yaptığımda o kadar çok şeyle karşılaştım ki; Bulgurun buğdaydan yapılan geleneksel bir Türk yiyeceği olduğu, kandaki yağları düşürücü yönü olduğu bilinen posa/lif bakımından çok zengin bir gıda olduğu, Karbonhidrat değeri düşük, protein değerinin yüksek olduğu gibi bilgilere rastladım. Ayrıca;
Bulgurda bulunan B1 vitaminleri, sinir ve sindirim sisteminde önemli rol oynadığını, içerdiği folik asitten dolayı, çocuk ve hamile kadınlar için çok önemli bir gıda maddesi olduğunu öğrendim.
Hiç Kolesterol içermediğini, kabızlığı engelleyerek bağırsak kanserini önlediğini, bakliyatlarla karıştırılıp pişirildiğinde dünyadaki en önemli besin kaynağı durumuna geldiğini sizlerle paylaşmadan edemedim.
Şimdi bulgurdan yapılan köftenin tarifini verelim.
Malzemeler:
1 su bardağı kadar kaynamış su
1 su bardağı ince bulgur
3 yemek kaşığı un
1 yumurta
2 yemek kaşığı tereyağı
Tuz
Üzeri İçin:
200–300 gr kadar kıyma
1 adet kuru soğan
2 adet yeşilbiber
1/2 çay bardağı zeytinyağı
1 yemek kaşığı biber salçası
Yarım demet maydanoz
2–3 diş sarımsak
1 çorba kâsesi yoğurt
Hazırlanışı:
Bulguru ayıklayarak bir tencereye koyun ve üzerine kaynamış suyu dökerek kapağını kapatın ve yarım saat kadar bekleyin. Un, yumurta, tuz ve tereyağını ilave ederek ele yapışmayacak kıvama gelene kadar iyice yoğurun. Bir kâseye soğuk su koyarak ara sıra elinizi ıslatarak oldukça küçük köfteler yapın.
Orta boy bir tencereye su koyarak bir miktar tuz atın ve kaynamaya bırakın. Kaynamaya başlayınca köftelerinizi içine atıp haşlayın. Köfteler suyun yüzeyine çıktıklarında pişmiş demektir. Kevgirle alarak yayvan bir servis tabağına alın.
Geniş bir tavada soğanları ve biberleri doğrayarak zeytinyağı ile pembeleştirin. Kıymayı katıp kavurun. Salçayı ekleyin ve bir çay bardağı kadar kaynamış su ilave edin. 2–3 dakika kadar kaynadıktan sonra ayıkladığınız maydanozları doğrayarak sosa ekleyin ve ocağı kapatın.
Çukur bir kâsede sarımsakları temizleyerek yıkayıp ezin. Yoğurt ve bir miktar tuzla iyice çırpın.
Köftelerin üzerine önce sarımsaklı yoğurdu yayın, üzerine pişirdiğiniz sosu gezdirin ve servise sunun. Afiyet olsun.
Bu köfte daha çok kıymasız yapılır, arzunuza göre kıymayı kullanmadan da sos yapabilirisiniz.
Dün annemleri yolcu ettim yine. Daha önce de anlatmıştım ama bilmeyenler için tekrar ediyorumJ Babam öğretmenlikten emekli olduktan sonra arıcılığa merak saldı. Yıllardır arıları için her ilkbaharda memlekete giderler, sonbaharda gelirler annemle birlikte. Sonra arada kış ve bahar bakımlarını yapmak için babam yalnız gidip bir iki gün kalıp döner. İşte bu gün yaz sezonu için yolcu ettim onları. Sonbaharda ballarımızla birlikte gelirler artık.
Pazar günü doğa yürüyüşümüze çıktık yine nihayet. Geçen ilkbahardan beri yürümemişiz, nasıl hamlamışız, üstelik herkes değil ama ben bayağı bir kilo almışımJ Bir de sevgili rehberimiz en zor parkura götürmesin mi bizi. Eyvahlar olsun, şimdi bile bacaklarımı hissediyorum. Eskilerden bir bilge demiş ki, bir organınızı hissediyorsanız orada sorun vardır, yok hissetmiyorsanız hiç korkmayın sapasağlamsınız. Şimdi ben bacaklarımı nasıl hissediyorum anlatamam.Her 15 günde bir tekrarlayacağız artık bu yürüyüşleri. Bundan sonra o kadar ara vermek yok.
Menekşe Yaylasına çıktık. Adı gibi sarı sarı menekşeler kucakladı bizi oralarda. Harika bir gün geçirdik. Yaylaya gitmeden ve yayladan döndükten sonra Veysel Dayı’nın Değirmenine uğradık. Sıcacık çayımızı içip, şarıl şarıl akan su seslerini dinledik. O değirmen, tertemiz ve insana huzur veren bir mekân, İstanbul’dan veya başka bir ilden gelen yürüyüş ekiplerinin de uğrayıp mola verdikleri bir yer.
Bir sürü resim çekti arkadaşlar. Kızlarla 2009 takvimi için pozlar verdik.J
Şeker hamuru denemelerimi merak eden arkadaşlar için söylemek gerekirse, hamurun kıvamını ve renklerini çok güzel tutturdum. Ama şekil verme işinde pek başarılı oldum sayılmaz. Resimleyemiyorum biliyorsunuz. Gül şeklini harika yaptım. Yaprakları da öyle. Amabir kayık yaptım ki evlere şenlikJ Kürekli ve oturma yeri olan, hatta yelken bile yapacaktım ama…. İnsan şekli denemelerimde oldu elbet. Çarpık bacaklı, eğri gövdeli bişey çıktı ortaya, kafası koptu iki dakika sonra. Ama yılmadım, denemeye devam edeceğim..
Neyse; şimdi size elimde ki resimler çok azaldığından geçen seneyogurtland a görüp denediğim kuru fasulye tatlısını tarif edeceğim. Çok hoş bir tatlı olmuştu. Değişik bişey en azından.
Malzemeler:
1 su bardağı kuru fasulye
1,5 su bardağı şeker
1 su bardağı çekilmiş ceviz içi
Yarım paket oda ısısında yumuşamış tereyağı
1 paket kabartma tozu
3 yumurta
Yapılışı:
Kuru fasulyeyi akşamdan yıkayıp ıslatın. Ertesi gün 3 su bardağı su koyarak haşlayın. Suyunu bir kaba süzüp soğumaya bırakın. Haşlama suyundan bir miktar katarak fasulyeleri iyice ezin. Diğer malzemeleri de ezilmiş fasulyelere ekleyip iyice karıştırın. Biraz suluca bir karışım olacak, un eklemeyin. Borcam olmayan küçük bir tepsinin altına yağlı kâğıt koyun ve karışımı dökün. 150- 160 derecede yaklaşık bir saat kadar pişirin. Soğuduktan sonra dilim dilim kesip üzerine çikolata sosu dökerek servis yapabilirsiniz.
Çikolata sosunu marketlerde hazır paket halinde satılanları alıp üstünde yazan ölçüye göre sütle pişirerek kullanabilirsiniz.
PORSELEN DEMLİK ÇAY SAATİ ETKİNLİĞİ 20 nin ev sahipliğini mucizembenibul arkadaşımız yapıyor. Beni de davet etti sağolsun.Ancak epeydir ilan ettiğim gibi makinemi oğlum götürdü, elimde kalan resimleri kullanıyorum.Yeni tarifler deniyorum ancak, şimdilik buraya yansıtamıyorum. Kusura bakmayın lütfen. Yazın inşallah yeni resimlerle ve tariflerle katılma şansım olacak. Arkadaşımıza çok teşekkür ediyorum.Neyse şimdi size çok kolay yapılabilen ve sıcakken çıtır çıtır olan patatesli börek tarifini vereyim en iyisi.
Malzemeler:
6 adet hazır yufka
5-6 haşlanmışpatates
Bir miktar peynir, 100 gr kadar
1 yumurta
1su bardağı süt yarısı patates , yarısı yufkalar için.
1 kahve fincanı kadar zeytinyağı
Maydanoz
Tuz
Karabiber
Pul biber
Yapılışı:
Öncelikle patatesleri ezip peynir, maydanoz, baharat ve tuzu katarak iyice karıştırın.Yarım su bardağı kadar sütü ilave edin.Yumuşakça bir iç hazırlayın.
Yufkanın birini masaya yayın. Yarım su bardağı süt, zeytinyağı, yumurtayı iyice çırpın. Bu karışımdan yufkanın her tarafını kaplayacak şekilde sürün.Üzerine ikinci yufkayı koyup aynı işlemi yapın. Üçüncü yufkayı da koyarak karışımdan sürdükten sonra sigara böreği gibi kesin. İç malzemesini koyarak bükün ve yağlanmış tepsiye koyun. Diğer yufkaları da aynı şekilde hazırladıktan sonra kalan yumurtalı süt karışımını böreklerin üzerine sürün , isterseniz susam ve çörek otuyla süsleyin. Ben yaparken evde yoktu onun için resimdekilerde susam yok. Kızgın fırında kızarana kadar pişirin. Sıcak sıcak yiyin. Afiyetler olsun.
Bu aralar bloğumla olan ilişkimden hiç memnun değilim ama arada bir bakmak gerekiyor diye düşünüyorum. Sevgili arkadaşlar biliyosunuz bahar geldi, her gün sabah ve öğleden sonraları kendimi sokağa atıyorum. Epeyce bir yürüyüş yapıp dönüyorum. Ev işleri, yemek derken zaten vakit gelip geçiyo…Ayrıca bir sürü denediğim tarifler oluyo ama resimleyemediğim için hiç birisi maalesef burada yer alamıyo. Şimdi de pek moda olan şu renki hamurlara merak saldım. Bu gün hamurları renklendirdim. Akşama şekil vermeye uğraşacağım. Bana şans dileyin dostlarımJ
Rejim yapan arkadaşlarım vardı hani buralarda, onlar kendilerini bilirler.Epeyce bir kızmıştım da hatta onlara.İşte ben de aynı duruma düştüm desem..:) Hayatımda bu kadar çok kilo almamıştım.meğer nasılsa hep çirozum diye düşünüp öylece boş vermişim. Ömrü boyunca kilo almak için mama yiyen, balık yağı yutan, iğne bile yaptıran birini düşünün, işte o benimJ) Neyse; şunu demek istiyorumki iki haftadır fena halde boğazımı kıstım, ilk birkaç gün gözümde karıncalar uçuşuyoduJ Şimdi pek aç dolaşmıyorum ama spor yapıyorum, çayı şekersiz içiyorum, ekmeği kestim. Derken 2 kg vermişimJ Hedefim iki kilo daha vermek sonra öylece kalmak.İNŞALLAH……
Şimdi size havuç çorbasını sunayım. Blogspotcu arkadaşlardan birinde görmüştüm sanırım, tarifi kâğıda yazmıştım ama kaybetmişim maalesef. Özür diliyorum kim olduğunu bilemediğim için yazamadım. Googleden aradım ama gördüklerimin hiç birisi değildi. Değişik hoş bir çorba oldu. Denemenizi tavsiye ederim.
Malzemeler :
3 iri havuç
2 yemek kaşığı tereyağı
6 bardak et suyu
4 yemek kaşığı un
1 tatlı kaşığı tuz
Karabiber 2 su bardağı süt
2 yumurta sarısı
Yapılışı:
Havuçlar yıkanıp rendelenir. Tereyağı orta boy bir tencerede eritilir. Havuçlar eklenerek renk değiştirene kadar kavrulur. Bir bardak su ilave edilip havuçlar yumuşayıncaya kadar pişirilir.
Pişen havuçlar arzuya göre robottan geçirilir. (Ben aynen çorbada bıraktım) Et suyu ilave edilir. 10-15 dakika kaynatılır. Tuz - karabiber eklenir.
Süt, yumurta ve un iyice çırpılır. Yavaş yavaş karıştırarak çorbaya ilave edilir, kaynayınca ocaktan alınır. Sıcak olarak servis edilir. Afiyet olsun.
Herkese tüm arkadaşlarıma kocamaaaaaaaan bir merhaba demek istiyorum. Beni merak edip yorum bırakan arkadaşlarım olmuş, çoook teşekkür ederim. Evet bir süredir yazamadım, aslında 12–13 gün filan olmuş ama bana asırlardır yazmıyorum gibi geldiJ Böyle bağımlılık yapmış, tiryakisi olmuşum meğerse bloğumun.
Geçen hafta babam memlekete gidince annem yalnız kaldı, bu durumda sevgili kayınvalidem ile annemi çağırdım. İki- üç gün biz de kaldılar, sonra benim sevgili annem kendi evine sürükledi. Eh birkaç gün de ben orada kaldım haliyle. Derken eve döndüm ama biraz iş, biraz misafir , derken oğlum geldi..Yani bakamadım hiç bloğuma. Şimdi bu yazıyı yayınladıktan sonra tüm arkadaşlarımı tek tek dolaşacağım.Gecikirsem kusura bakmayın emi, bayağı bir zaman alacak; epeydir arkadaşları boşlayınca hepsi başını alıp yürümüştürJ Şimdi tek tek gelip sayfalarınızıokuyacağım….J
Bir de bugün Kütüphaneler haftası başladı arkadaşlar. Onu da duyurayım bu arada. Aşağıdaki resim hepimize örnek olmalı. İkinci Dünya savaşında Londra’da bir kütüphane. Almanlar tarafından bombalanmasının hemen ertesi günü çekilen bu fotoğrafa iyi bakın. İnsanlar savaşta bile birkaç kitap seçip okumanın peşindeler.Beni çok etkileyen bir karedir bu. Kütüphaneleri ziyaretçisiz bırakmayalım. Sadece ödev yapma yeri gibi görmeyelim.
Şimdi bugün geçen yıl resimlediğim bir tarifi yayınlayayım.
Malzemeler:
1 kg biftek veya pirzola eti
2-3 adet patates
Sos İçin:
1 adet kuru soğan
2-3 diş sarımsak
1 tatlı kaşığı kekik
Yarım limon suyu
1 yemek kaşığı yoğurt
Yarım kahve fincanı zeytinyağı
1 tatlı kaşığı biber salçası
1 tatlı kaşığı karabiber
1 tatlı kaşığı kırmızı pul biber
1,5 - 2 tatlı kaşığı tuz
Yapılışı:
Kuru soğan ve sarımsağı çukurca bir kaba rendeleyin. Diğer malzemeleri de ilave ederek iyice karıştırın. Biftek parçalarını tek tek sosa bulayarak bir kaba alın. Kalan sosu da ilave ederek tekrar karıştırıp üzerini örterek buzdolabına koyun. Bir gece bekletin. Acil durumlarda birkaç saat bekletmenizde yeterli olacaktır.
Ertesi gün evde ızgaranız varsa yakın, benim gibi ızgara yapacağınız uygun yeriniz yoksa tost makinesinin her iki kanadını da yatırarak yüksek ısıda çalıştırın. Tost makinesi iyice ısındıktan sonra etleri yağlı kâğıdın üzerine dizin.
Patatesleri soyup yıkayın, ince halkalar halinde doğrayın. Etin kalan sosuna bulayarak aynı şekilde ızgaranıza ya da tost makinenizin üzerine koyun. Yağlı kâğıttan etlerin ve patateslerin üzerini kapatacak kadar parça kesin, pişmekte olan malzemelerin üzerini örtün. Yaklaşık 15- 20 dakika sonra kızaran etlerin ve patateslerin ters tarafına çevirip pişirin. Salata yaparak yanında servis edin. Afiyet olsun.
Dün balkona yıkamak üzere çıktığımda süpürgemin harap bir şekilde yerde yattığını gördüm. Sapları tırtık tırtık olmuş, etrafa ufak parçaları saçılmış, kimi sapları havaya kalkmış, öyle perişan bir halde. Ne olmuş, nasıl olmuş anlayamadım tabi. Bu sabah bir de ne göreyim güvercinlerin biri iniyo biri kalkıyo benim balkondan. Gariplerim yuva yapacak şey bulamayıp benim külüstür süpürgem göz dikmişler. Helal hoş olsun. Şeref duydum efendim. Yarın yeni bir süpürge daha alıp koyacağım. Onu da kullansın garipler.
Evet şimdi hiç alakası yok ama bugünkü tarifi davet edildiğim "PORSELEN DEMLİK ÇAY SAATİ ETKİNLİĞİ "19" a göndermek istiyorum. yemekguncesi tarafından düzenleniyor. İki hafta kadar önce Sevgili Hande de görüp denediğim Alman Pastası ile katılıyorum.. Handeciğim sabırsızlıkla bekliyordu zaten bunu yayınlamamıJ Ayrıca bana yeni bir lezzet kazandırdığı için çok teşekkür ediyorum.
Malzemeler:
Keki İçin: 2 yumurta (Oda sıcaklığında bir süre bekletilmiş olacak) 2 çay bardağı şeker 1 yemek kaşığı eritilmiş tereyağı (soğumuş olacak) 1/2 çay bardağı süt
1/2 çay bardağı yoğurt 3 çay bardağı un 1 paket kabartma tozu Kreması İçin:
2 su bardağı süt 1 yumurta 2 yemek kaşığı un 4 yemek kaşığı şeker 1 tatlı kaşığı tereyağı
1 paket vanilya üzeri için pudra şekeri
YAPILIŞI:
Oda ısısında beklemiş olan yumurtaları çukur bir kaba kırın, iyice çırpın. Şekeri ekleyerek çırpmaya devam edin. Erimiş soğumuş tereyağını, sütü, yoğurdu, unu ve kabartma tozunu da ekleyerek iyice çırpın. Kelepçeli kalıbınız varsa yağlayarak hamuru kalıba aktarın. Yoksa ufak bir tepsiye yağlı kâğıt sererek de pişirebilirsiniz. 170–180 dereceye ayarlanmış fırında üzeri kızarana kadar pişirin. Piştikten sonra soğumaya bırakın.
Bu arada kremasını hazırlamak için bir tencerede yağ hariç malzemeleri iyice çırpın ve karıştırarak muhallebi kıvamında pişirin. Ocaktan alın yağı katarak karıştırın. Soğuyan keki ortasından iple ya da uzun bir bıçakla ikiye bölün.
Muhallebiyi ister tel çırpıcı ile ister kaşıkla tekrar iyice karıştırın.
Kekin birinci katını genişçe bir tabağa alın ve kremanın tamamını yayın. İkinci kek parçasını üzerine koyup pudra şekeri serpin. Biraz soğuduktan sonra yemeniz için hazır. Afiyet olsun.
Bu gün aşotunu merak eden arkadaşlar için önce onun resmini koyarak başlayayım. Geçen yıllarda her yerde bulmamız mümkün olmadığından balkonda saksıda yetiştirmeye çalışıyordum. Ancak toprağa ekim gibi verim alınmıyordu tabiî ki. Şimdilerde büyük marketlerde bulunduğu için artık oralardan alıyorum. Adına kişniş deniyor. Geçen yıl markette gördüğümde nasıl sevindiğimi tahmin bile edemezsiniz. Maydanoza ne kadar benzediğini görüyorsunuz değil mi? Ama alıp sulu köfteye, ayran çorbasına, melemene katarak mutlaka deneyin derim. Aşotunun tadı ve kokusunu muhteşem..
Şimdi de bizim MERZE diye bildiğimiz bir ot var,onun peşine düştüm..Marketlerin dilek kutularına yazıyorum durmadan.Bakalım o ne zaman gelecekJ
Eveeeeet artık şu makarna tarifini de çekme vakti geldi de geçiyo bloğumdan değil miJBu gün karnabahar mücverini tarif edeyim. Kabul ederse eğer; beni davet eden sevgili kadininmutfagi arkadaşımın "PORSELEN DEMLİK ÇAY SAATİ "18" etkinliğini de bu tarifle katılayım dedim. Bu aralar sıkça gördüğüm bir tarif ama olsun bir de ben vereyim. Belki benim yapış şeklim başkadırJ
Malzemeler:
1 adet küçük karnabahar
2 adet orta boy patates
1 adet havuç
2 adet yeşil soğan
1 adet kuru soğan
Bir miktar maydanoz
2 yumurta
4 yemek kaşığı un
1 tatlı kaşığı pul biber
1 tatlı kaşığı iri çekilmiş karabiber
2 tatlı kaşığı tuz
Kızartmak için 1/2 su bardağı kadar sıvı yağ
Yapılışı:
Öncelikle karnabahar ayıklanıp yıkanır. Orta boy bir tencerede bir tatlı kaşığı tuz katılarak su kaynatılır. Karnabaharlar bu suda 10- 15 dakika kadar kaynatılır. Süzülerek soğumaya bırakılır.
Çukur bir kaba patates soyularak rendelenir. Havuç, uçları kesilerek rendelenir. Kuru soğan, taze soğan ve maydanoz ince ince kıyılır. Soğuyan karnabahar çatalla ezilerek bu karışıma katılır. Yumurta, un, baharatlar ve tuz atılarak iyice karıştırılır. Genişçe yayvan bir tavaya yağ konup kızdırılır. Hazırladığımız karışımdan iri bir kaşıkla alınarak yağa konur ve üzerine hafifçe bastırılarak yayılması sağlanır. Her iki tarafı da çevrilerek kızartılıp havlu kâğıt serilmiş olan tabağa alınır. Yoğurtla birlikte servis edilir. Afiyet olsun.