Marmara Bölgesinin yerli balığı olan Uskumru geçmiş zamanlarda Karadeniz ve Ege Denizi arasında büyük göçler yaparmış. Bu göçler esnasında da eti çok lezzetli olduğundan bol bol avlanan bir balıklar arasındaymış. Ancak şimdilerde ya bilinçsiz avlanmalardan, ya Marmara Denizinin kirliliğinden ya da çevreyle ilgili nedenlerden oldukça seyrek rastlanan bir balık konumuna düşmüş ne yazık ki.
Uskumrunun en küçük haline Kalinarya , biraz daha büyümüş ve yağlanmış haline Uskumru daha boylanmış haline Çiroz, yazın yakalanan şekli ise Lipari olarak adlandırılmaktaymış. En lezzetli olduğu dönem Eylül ayı ile Ocak ayı sonuna kadar olan dönemmiş.
Daha 10 -15 yıl öncesine kadar gariban sofralarını süslermiş uskumru. Şimdi ise seyrek bulunması nedeni ile oldukça pahalı balıklar arasında sayılıyor. Kurutulmuş, konserve ve tuzlanmış şeklinde de hazırlanıp uzun süre dayanması sağlanır. Az yağlı ve kurutulmuş şeklindeki adına da Çiroz denen Uskumrunun Atlantik Denizinde yaşayan oldukça lezzetsiz bir türü de bulunmaktaymış.
Uskumruya benzerliği ile yanıltabilen Kolyos Balığından da bahsetmek istiyorum biraz. İkisi aynı zamanlarda beraber sürüler halinde göç ederlermiş. Bu yüzden birlikte avlanmaları oldukça doğal olduğundan ikisinin arasındaki farkı bilemeyenler tadı daha yavan olan Kolyosu, Uskumru balığı diye satın alabilirler. Aradaki farklılıkları şöyle sıralayabiliriz.
Sırt desenleri birbirine çok fazla benzediğinden ayırt edebilmek için renklerine bakmak gerekir. Kolyosun rengi Uskumrudan daha koyudur.
Uskumrunun kuyruk kısmı ortada boşluk bırakarak oluşmuştur, ancak Kolyosun kuyruğunun orta kısmında boşluk yoktur, doludur. Uskumrunun gözleri çok aşırı küçük, Kolyosun ise oldukça iridir. Yanılmamak için daha dikkatli davranmalıyız.
Tavası, dolması, ızgarası, kâğıt kebabı, papaz yahnisi, köftesi, buğulaması ve haşlaması yapılabilen Uskumrunun çok lezzetli olan buğulamasını tarif edeceğim bugün.
Malzemeler:
1/2 kg. Uskumru
1 adet kuru soğan
2 adet yeşil sivri biber
1 adet yeşil etli biber
1-2 adet domates
1 tatlı kaşığı iri çekilmiş karabiber
1 tatlı kaşığı pul biber
2 adet defneyaprağı
Maydanoz
1,5 tatlı kaşığı tuz
1/2 kahve fincanı kadar zeytinyağı
2 limon
Yapılışı:
Öncelikle Uskumruların içi çıkarılarak temizlenir yıkanıp süzülmek üzere süzgece bırakılır.
Soğanın kabuğu soyulur, biberlerin çekirdekleri ayıklanır ve tüm malzeme yıkanarak uzun şeritler halinde doğranır. Doğranan malzeme çukur bir kabın içerisine alınır, baharatları ve tuzu eklenir. Domatesin kabukları soyulur ve doğranır, 1 limonun suyu sıkılır. Yayvan bir tencereye önce balıklar konarak karıştırılan malzeme üzerine yayılır. Limon dilimlenerek serpiştirilir,defneyaprağı eklenir. Üzerine Zeytinyağı gezdirilerek harlı ateşe konur. 10 dakika kadar pişirilir ve ocak kısılarak yaklaşık 10 dakika daha pişirilir. En son maydanoz eklenir ve kontrol edilerek ateşten alınır.
Bu gün vereceğim Lüfer Buğulama tarifine geçmeden önce bu balığı biraz tanıyalım istedim ve hakkında birazcık araştırma yaptım. Meğer bizim sevgili lüferimiz balıkların en vahşisiymiş. Yıllar önce bir belgeselde görmüştüm aslında ama unutmuşum. Şimdi baktığım çeşitli kaynaklardan hep aynı ifadeler gelince hatırlayıverdim izlediğim belgeseli. En korkusuz balık da deniyor adına, gördüğü bütün balıklara saldırırmış, kendinden büyük küçük fark etmez, yemese bile saldırma gibi bir huyu var. Çoğu zaman yediği balıkları kusup tekrar avlanma gibi bir huyu da varmış. Hatta kendi türünü bile yediği için yamyam balık adını bile almış.
Lüfer etinin lezzeti nedeniyle en sevilen balıklar arasında sayılıyor. Suyun sıcaklığına göre okyanuslardan denizlere sürekli bir göç halinde yaşadığından tüm dünyada tanınan ve en çok tüketilen balıklardan. Lüfer, sonbahar ve kış aylarında ise en olgun dönemini yaşamaktaymış.
Ben hiç duymamıştım ama Lüfer Balığının gelişme aşamasına göre en küçük haline Defne Yaprağı dendiğini biliyor muydunuz? Gittikçe büyüyen şekli ile aldığı isimler ise Çinekop, Sarıkanat, Lüfer, Kofana ve en büyük hali olan Sırtıkara şeklinde sıralanıyor.
Hazır tam da mevsimi iken Lüferle yapılan nefis bir buğulama pişirelim istedim.
Malzemeler:
2 adet orta boy Lüfer
2 adet limon
1 adet kereviz yeşil sapalarıyla beraber
10–15 adet mantar
2 adet etli kırmızıbiber
4 adet yeşilbiber
1 ya da 2 adet kuru soğan
2 tatlı kaşığı tuz
½ fincan zeytinyağı
1 tatlı kaşığı iri çekilmiş karabiber
1 tatlı kaşığı pul biber
3 diş sarımsak
Maydanoz
Yapılışı:
Lüferler temizlenip yıkanır. Kılçıklarını ayıklayabilirseniz iyi olur ama ayıklamasanız da olabilir. Buğulamada kullanacağınız bütün malzemeyi yıkayıp süzün. Çukur bir kabın içerisine kerevizi soyup yarım halka şeklinde doğrayın, mantarları ikiye üçe bölün, biberleri ve soğanları halka şeklinde doğrayın. Limonun birini doğrayarak diğerinin suyunu sıkın. Sarımsakları da irice doğrayın, baharatlarını ve tuzunu da ekleyerek balıklarla birlikte hafifçe karıştırın. Genişçe bir tavaya tüm malzemeleri yayın. Elinizle düzeltmeler yaparak zeytinyağını da üzerlerine gezdiririn, kerevizin saplarını bütün olarak koyun ve harlı ateşte pişmeye bırakın. Yemek bir miktar su salacaktır, o su çekilmeye başladığında ocağı kısarak 10–15 dakika kadar pişirin ve pişip pişmediğini kontrol ederek ocağı kapatın. Maydanozla süsleyerek servis yapın.
Bu aralar hamsinin tam mevsimi olduğundan sıkça yaptığım bir yemek olan hamsi buğulamayı anlatmak istedim. Malzemeler:
1 kg. hamsi
3 adet yeşilbiber
1 adet etli kırmızıbiber
2 adet kuru soğan
2 adet limon
2 diş sarımsak
2 çay kaşığı iri çekilmiş karabiber
2 çay kaşığı kırmızı pul biber
½ kahve fincanı zeytinyağı
Maydanoz
1,5 tatlı kaşığı tuz
Yapılışı:
Hamsilerin içi temizlenerek yıkanır. Arzu edenler kılçıklarını da ayıklayabilirler. Kılçık ayıklama işini bir türlü beceremediğimden sofrada yiyenlere bırakıyorum o işi. Neyse temizlenerek yıkanan hamsiler süzgeçte beş dakika kadar süzüldükten sonra bir kapta tuzlanır ve bir adet limon suyu sıkılarak karıştırılarak tekrar süzgece alınır.
Büyük bir kabın içine soğan, yeşilbiber, kırmızıbiber, sarımsak ve limon doğranır. Hamsi eklenerek karabiber ve kırmızıbiber serpilir. Zeytinyağı da eklenerek karıştırılır ve yayvan kapaklı bir tencereye alınır. Önce harlı ateşte beş dakika kadar pişirilir, ocak kısılarak 15 dakika kadar daha pişirildikten sonra tekrar ocak yüksek ısıya getirilir ve maydanozlar eklenir. Beş dakika daha pişirilip ocak kapatılır. İki dakika kadar dinlendirilip servis yapılır. Afiyet olsun.
Yunan uygarlığınca iyi bilinen bir bitki olan kereviz maydanozgillerdendir. Gıda olarak kullanımının ilk izlerine Sisam Adası kalıntılarında rastlanmış.
Bu günkü kerevize Avrupa, Akdeniz Havzası ile Kafkasya'da yetişen yabani kerevizleri ayıklayıp ıslah edilerek ulaşılmış. Ülkemizde de bolca yetiştirilmekte olan kereviz, vitaminler, mineral tuzlar ve diğer besleyici maddeler yönünden zengin bir bitkidir.
Ayrıca; Uyarıcıdır, İdrar söktürücüdür, kanı temizler, idrar yollarınıtemizler, gaz söktürücüdür, iştahı açar, sindirimi kolaylaştırır,sinirleri yatıştırır, bedeni güçlendirici tonik işlevi görür, romatizma, artrid ve gut tedavisinde olumlu etkileri olduğu bilinmekteymiş. İşte tüm bu nedenlerden dolayı kereviz yemeliyiz. Bu günkü tarifimizi yapımı da oldukça basit olan ve daha çok yardımcı yemek olarak sofraya konan kereviz salatası olarak verelim.
Malzemeler:
2 orta boy kereviz
1/2 limon suyu
2 yemek kaşığı yoğurt
2 yemek kaşığı mayonez
2 diş sarımsak
2 yemek kaşığı kadar ceviz
Yapılışı:
Kerevizi soyduktan sonra çok ince şeritler halinde kesin ya da rendeleyin. Yıkayıp limonlu suyun içine atın. Bir kapta mayonez, yoğurt, ezilmiş sarımsak ve tuzu karıştırın. Cevizin bir miktarını da ekleyin, kerevizleri limonlu sudan sıkarak çıkarın ve karışıma ekleyin. Karıştırıp bir tabağa alın ve üzerini kalan cevizle süsleyerek servis yapın.
Somon Balığına geçmeden önce Şehnazcığımın rahatsızlığımı duyar duymaz beni telefonla arayıp halimi hatırımı sormasının ne kadar ince bir davranış olduğunu belirtmek isterim. Çok duygulandım. Teşekkür ederim Şehnazcığım. sehnazmutfakta adresine mutlaka uğrayın, harika tarifleri var.
Somon Balıkları ilk yaşamlarına tatlı su da başlayıp sonra denize göç eden balıklardan. Yıllarca denizlerde, okyanuslarda yaşayıp sonra suyun kokusunu takip ederek, ilk yaşamlarına başladıkları yere dönüp yumurtlayan balıklardanmış. Dünyadaki bütün okyanusları ve denizleri gezmiş olsalar bile yumurtalarını mutlaka doğdukları yere bırakırlarmış. Bu göçleri aynı bizim Van Gölünde yaşayan İnci Kefalinin göçü gibi oldukça zorlu bir göç. Suyun tersine tersine gidip, şelalelere zıplamak gerektirdiğinden nasıl zorlu bir yaşam ve üreme mücadelesi verdiklerini anlamak çok zor.
Somon balığı besin değeri olarak tüm balıklardan üstün sayılıyor. Bu balığı ilk aldığımız zaman renginden dolayı tadına bile bakmamıştım. Pembemsi rengi ne kadar pişerse pişsin kaybolmadığından çiğ gibi duruyor. Sonraları ucundan köşesinden azıcık azıcık tatmaya başladım. Şimdi ise severek yediğim bile söylenebilir. Hele sosa bulayıp ızgarada (ızgaranız yoksa tost makinesinde de olur) pişirince oldukça lezzetli olan bir balık. Şimdi tarife geçelim en iyisi.
Malzemeler:
Somon Balığı
(Dilimlenmiş parçalar halinde satıldığından kişi sayısına göre alın)
1 adet limonun suyu
1 tatlı kaşığı karabiber
Tuz
Yapılışı:
Limon suyu, karabiber ve tuzu çukur bir kapta iyice karıştırın. Yıkanıp doğranmış somon parçaları tek tek sosa bulayarak bir kaba alın. Kalan sosu balıkların üzerine ilave ederek tekrar karıştırıp üzerini örterek buzdolabına koyun. Yaklaşık bir iki saat bekletin.
Evde ızgaranız varsa yakın, benim gibi ızgara yapacağınız uygun yeriniz yoksa tost makinesinin her iki kanadını da yatırarak yüksek ısıda çalıştırın. Tost makinesi iyice ısındıktan sonra uzun bir yağlı kağıt parçası keserek makinenin üzerine yayın ve çok hafif yağlayın. Somon balığı yağlı bir balık olduğundan ayrıca yağ ilave etmenize gerek yoktur. Balıkları yağlı kâğıdın üzerine dizin. Yeniden Yağlı kâğıttan etlerin üzerini kapatacak kadar parça kesin ve etlerin üzerini kapatın. Yaklaşık 15- 20 dakika sonra kızaran etleri ters tarafına çevirip pişirin. İstediğiniz bir türde salata yaparak yanında servis edin. Afiyet olsun.
Bu hafta Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Yahya Kemal Beyatlı’yı anma gecesi düzenlenmişti ilimizde. Ölümünün 50. yılında Türkiye genelinde anma programları düzenlenmiş. İlimizdeki etkinliğe katıldık. Yahya Kemal’i bilmediğimiz yönleriyle de tanıma imkânı bulduk. Yaşamının anlatıldığı, şiirlerinden örneklerin olduğu ve nağmelere dökülmüş şiirlerini etkinliğe katılan sanatçıların ağzından dinledik. Şarkılar, şiirlerle harika bir programdı bence.
Aziz İstanbul
Dönülmez Akşamın Ufkundayım
Endülistte Raks
Gibi daha birçok bestelenmiş şarkısını dinledik.
Ben tüm şarkılara kendimden geçercesine eşlik etmişim sanırım. Bu da sanatçımızın gözünden kaçmamış tabi. Birden aşağıya inip mikrofonu ağzıma dayamaz mı?!!!!!!
ŞOK ŞOK ŞOK!!!!!
Ses yok
Nefes yok
Ben paramparça….
Eh bizi bıraktı ablamız haliyle, sabaha kadar bekleyecek değil ya…Söylemezsen söyleme havasında başka kapıya gittiJ Yanımdaki arkadaş eee sen öyle mest olarak söylersen böyle gelirler dedi..
Eşim cık cık ayıp ettin, az da olsa MIRILDANACAKTIN diyo bir yandan.Benim utancım bana yeter..Rahat bırakın azcık daa..Kolaydı öyle. Bakmayın buradan çatır çatır yazılar yazdığıma, mikrofonu hayatımda tutmamışım, ilk defa ansızın ağzımızadayanmış..Ağzımı açmadım değil ama ses çıkmadı ben ne yapayım- nerelere kaçayım….
Şimdi size yine eskilerden bir tarif vereyim. Bildiğimiz Mezgit balığının iri olanlarının içinden sarı sarı yumurtaları çıkar ya işte onu kendi kafamdan pişirmiştim bir gün. Fena olmamıştı o günden beri hep yapıyorum. Bu resim geçen seneden kalma.
Malzemeler:
Mezgit yumurtaları
1/2 limon suyu
Karabiber
Tuz
Yapılışı:
Mezgitlerden çıkardığınız yumurtaları zedelemeden hafifçe yıkayın. Limonun suyunu sıkarak bir kapta karıştırın. Tuzunu karabiberini ekleyip, teflon tavada çok az tereyağını eritin. Yumurtaları atarak 10–15 dakika kadar kısık ateşte soteleyin. Soğanla birlikte servis yapın.
NOT: Mezgitleri de kızartıp yiyin. Sakın çöpe atmayınJ)
Size nefis bir hamsi buğulama tarif etmeden önce, güne yakışır dünyanın en eski şiirini yazmak istiyorum. Bu şiir taaaaaaa 4000 yıl öncesinden Sümerlerden kalmış. Şu anda İstanbul Arkeoloji Müzesinde sergilenmekteymiş.
Ey sevgili Güzel
Canımın içi
Ey güzeller güzeli
Ballar balı,
Sen seviyorsun beni
Yalvarırım sarıl bana
Okşa beni
Öp beni.
Adı bilinen ilk Uygur şairi olan Akvin CORTİGİN ise bize kadar gelen şiirinde 1500 yıl öncesinden şöyle sesleniyor.
Aydınlık Tanrıları buyursun da
Yumuşacık sevgilimle ben birleşelim,
Hiç ayrılmayalım.
Güçlü yalvaçlar siz güç verin de
Gözleri kara güzelimle ben
Birlikte gülüşerek yaşayalım.
Eveeeet. Şimdi tarifimize geçelim. Efendim hamsiyi sevenler bilirler ama biz yine de tarif verelimJ
Malzemeler:
1 kg hamsi
2 adet yeşilbiber
1 adet kırmızı etli biber
2 diş sarımsak
2 adet kuru soğan
2 adet limon
Maydanoz
Tatlı kaşığı iri çekilmiş karabiber
1 tatlı kaşığı pul biber
1,5 tatlı kaşığı tuz
1/2 kahve fincanı kadar zeytinyağı
Yapılışı:
Hamsiler ayıklanıp yıkanır ve süzülmeye bırakılır.10 dakika kadar süzüldükten sonra genişçe bir kaba alınır. Soğan temizlenip halka halka doğranır. Biberler doğranır. Limonun biri balığa sıkılır. Baharatlar ve tuz atılır. Zeytinyağı ilave edilir ve balıklar ezilmeden hafifçe malzemelerle karıştırılır. Yanmaz genişçe bir teflon tencereye yayılarak konur. Kalan limon üzerine halka halka doğranır. Ocak yakılır. Harlı ateşte ısıtılır ve ocak orta ateşe alınarak 15-20 dakika kadar pişirilir. Su katılmaz. Pişene yakın maydanoz ilave edilerek 5 dakika daha pişirilir. Saldığı suyu tam çekmez ise ocak harlı ateşe alınır kapak hafif aralanır. Afiyet olsun.
Fırında Çipura yapımı kolay olan lezzetli ve besleyici bir yemektir.
Malzemeler:
Çipura
Yeşilbiber
Kuru soğan
Domates
2 tatlı kaşığı kadar karabiber
Tuz
Limon
Yapılışı:
Balıkların içi temizlenir ve yıkanır. Her iki yüzeyine de bıçakla çizikler atılır. Tuzlanır, karnına defne yaprağı yerleştirilir, limon sıkılarak tepsiye dizilir. Üzerine karabiber serpilir. Domates- biber doğranarak tepside balıkların yanında kalan boşluklara dizilir. Soğanlar da halka halka doğranır aynı şekilde dizilir. 230 dereceli fırında yaklaşık 40 dakika kadar pişirilir. Arzu ederseniz daha az veya daha çok fırında tutabilirsiniz. Afiyet olsun.
Bu fotoğraftaki gazeteler 1956 yılından sesleniyor.
Epeyce bir aradan sonra merhaba diyorum. Babamın gidişi ile bal isteyen arkadaşlarım olmuş, sevgili arkadaşlar bal Ağustosta çıkar J bekleyin birkaç aycık, gelsin, sözJ
Ben arada uğrayıp yorum bıraktım ve yorumları onayladım sadece.Bu günde boya badana işine kalkıştım, şu an mola vermiş halimiz,hemen bloga koşup iki satır yazayım diyerek bilgisayar başına kuruldum.
Yine ben yokken sobelenmişim. Sevgili Beyhan, Filiz, Zekiye ve Özlem tarafından farklı iki oyuna çağrılmışım.Çok teşekkür ederim arkadaşlarım, beni önemseyip oyuna davet ettiğiniz için ama, genel cevap vermek durumundayım.Uzun uzun yazmaya vaktim yok, bekletirsem de oyun zamanınız geçecek.Özür dileyerek her iki oyuna ortak veya karışık cevaplar vermek istiyorum.
Kars’ta doğdum. İki kardeşiz.Bursa-Kastamonu ve Kocaeli de yaşadım.Çocukken 1,5 yıl kadar Almanya’da olmam nedeniyle orada okula gittim. Gerçi halen Kocaeli’ de oturuyorum.
Dünyada o kadar çok görmek istediğim yer var ki, saymakla bitmez. Venedik, Tunus, Mısır, Hindistan, Tibet, Grönland görmek istediğim yerlerin başında gelir. Henüz kendi ülkemi bitirebilmiş değilim. Nemrut’u, Van’ı, Zeugma’yı ve daha nice yerleri görmedim. Bu yaz en az birini göreceğim inşallah.
Emekli Devlet Memuruyum. Ama arkeolog olmak isterdim. Kesinlikle yapamayacağım meslek olarak kasaplığı sayabilirizJ
Sevdiklerim olmadan asla yı yaşam felsefem olarak kabul edebilirim. Eşim anaç olduğumu söyler. ToplayıcıymışımJ
Hemen hemen her şeye karşı meraklıyım. Kitaba aşırı düşkünüm, film izlemeyi, evimle uğraşmayı, yürüyüş yapmayı, dikiş dikmeyi severim(beceremesem de)birde yemek yapmayı çoooook severim. Evin her işini kendim yapmak isterim. Daha doğrusu her alanda böyleyim. Kuaföre gitmeyi bile sevmem örneğin. Liste uzar gider….Aykırıyım yani.
Aşırı tez canlıyım.Bir iş olacaksa hemen olmalı, asla sabredemiyorum.Telaşlıyım ve bu yüzden korkunç derecede panikliyorum bazen. Kendime zarar veriyorum bu durumlarda ömrümden 10 yıl filan gidiyo…
Bu kadar cevap yeter demek zorundayım:)
Size Izgara Çipura tarifini veriyorum.Tarife gerek yok gerçi ama olsun adettendir yemek sitesinde tarif vermek.
Malzemeler:
Yeteri kadar Çipura Balığı
Tuz
Karabiber arzuya göre
Yapılışı:
Çipura temizlenir, pullarından ayıklanır ve yıkanır.Enine bıçakla birkaç çizik atılıp tuzlanır.Arzu ederseniz karabiber serpilir.Kızgın ızgaraya konur.Ben tost makinesinde yaptım.Her iki tarafı da kızardıktan sonra salata eşliğinde servis edilir.Afiyet olsun.
Bundan 22 yıl önce filan, yeni evliyim ve arkadaşlarımdan hamsili pilavı duymuştum ama nasıl yapılacağını bilmiyordum. Tencereye bir sıra hamsi bir sıra pirinç dizerek yağ ilave edip pilav gibi demleyerek pişirmiştim. Yemeği yiyen eşim Allahını seversen bir daha bundan pişirme ne olur dedi. Gerçekten de tadı o kadarberbat olmuştu yani, onu hatırladım da ...Durduk yere niye hatırladın demeyin şimdi….Size enfes bir balık tarifi vereceğim de ondan hatırladımJ Garantili bir tat, deneyen, yiyen herkes memnun.
Geçen sene bir gün eşim elinde Palamutlarla geldi, bizde de Palamut yenmez ve sevilmez bir balık aslında. Bunlar ne dedim, bir tarif öğrendim Burhan’danonu yap bir bakalım, ısrar etti ille de deneyin diye , Palamut bundan sonra en sevdiğiniz balık olacak diye de garanti verdi. İşte sağolsun Burhan Bey bir Azeri yemeği olana tuzda balığı hayatımıza böylece dahil etti. Gerçi ben bu sefer Levrek balığını pişirdim denemek için bu da çok güzel oldu. İster Palamut, ister lüfer, Levrek tüm büyük balıkların bu şekilde pişirilebileceğine denemelerimle ikna olmuş durumdayım. Tuzda balık oldukça hafif bir yemek.Diğer pişiriliş şekliyle iki dilim bile yiyemiyen ben, bir büyük balığı tek başıma götürüyorumJ
Malzemeler:
Palamut veya iri balıklardan hangisini isterseniz
1,5 kg İri yemeklik Tuz (4 adet palamut için olan tuz miktarı)
Yapılışı:
Balıklar sadece karnı ince bir çizgi halinde kesilerek temizlenir.Derisine zarar vermeyin çünkü o zaman tuzu içine çeker..
Tuz az suyla hamur gibi karıştırılır ve bu karışım balıkların her tarafını kapatacak şekilde alçı yapar gibi kalınca sürülerek tepsiye konur. 220 dereceli fırında 1 saat, arzuya göre 1 saat 15 dakika pişirilir. Sertleşmiş tuzlar kırılarak balık içinden alınıp servis tabağına konur. Salatayla birlikte servis yapılır. Tuz karışımı balıkların fazla yağını çektiği için yemesi oldukça hafif bir yemektir. Mutlaka deneyin. Afiyet olsun.
Tuzlanmış ve pişmeye hazır hali.
Fırından çıktıktan sonraki durumu.
Tuzları kırılmış şekli
Bu da son şekil.Eh afiyet olsun ...
Yanına da şöyle bir salataya ne dersiniz.Tarife gerek yok sanırım:) Bildiğiniz salata işte..Afiyet olsun.