Google



mutfagim

22/3/2009 - HOŞÇAKALIN

Kategori: Makaleler

Bugün yemek tarifi yapmayacağım. Eşime Erzurum da seminer çıktı bir haftalığına, bu nedenle hazır o taraflara gidiliyorken bende oradan Kars'a geçiş yaparım diye düşündüm ve yıllardır görmediğim memleketime doğru yola çıkmaya karar verdim. Dönüşte yol boyu çektiğim resimlerle ve tariflerimle inşallah burada olacağım. Hepinizi çok seviyorum.

Şimdilik hoşça kalın.

11 YorumYorum yaz!Bağlantı

18/5/2007 - Cumhuriyetin Temeli Kültürdür

Kategori: Makaleler

resim alıntıdır.

 

Değerli dostlar; Sizlerle güncele ilişkin olarak belirli gün ve haftalarda birlikte oluyoruz. Ancak bu kez 18–24 Mayıs müzeler haftası ile 19 Mayıs’ı içine alan Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı örtüştüğü için bu yazı her iki konuyu da içermektedir.

 

Bilindiği gibi 19 Mayıs kurtuluşa giden yolda ilk adım, bir başlangıç. Bu başlangıçtan kökleri derinlerde bir genç Cumhuriyet doğmuştur. Başlangıçları sonsuzlaştıran o başlangıçtan doğan geleceğin üretkenliğidir.

 

Kan ve ateşle kazanılmış Ulusal Egemenliğin çocuklara; Bu yoldaki ilk adımın, başlangıç gününün de gençlere armağan edilmesi çok anlamlıdır. Kanımca; Bir daha dünyada savaşlar olmasın kardeşlik ve dostluk türküleri çağrılsın diyedir.

 

Peki, nedir Gençlik?

 

Bilimin ışığında sürekli bir yenilenmedir. Yaşadığımız Ülkeye ve Dünyaya karşı Sorumluluk hissetmektir. Geleceğe dönük umudu yitirmemektir.  Sıkı sıkıya sarılmaktır yaşama. Bilinmedik Okyanuslara açılmaktır. Gülümsemeyi, dinamizmi, yarışı terk etmemektir. Barıştır, umuttur, arkadaştır, dosttur, sevgilidir.

 

Dostlarım; bir insan 20 li 30 lu 40 lı yaşlarda yaşlı; 70 li 80li 90 lı yaşlarda pekâlâ genç olabilir. Gençlik fizyolojik durumun çok ötesinde, bir duygu ve Evreni kavrayıştır.

 

resim alıntıdır.

 

Dünya kültür mirasının korunması, dünya müzeciliğinin tanıtılması amacıyla 18 Mayıs günü dünyada “Müzeler Günü” olarak kutlanmakta iken daha sonraları 18-24 Mayıs tarihleri arasında “Müzeler Haftası” adı altında hafta boyunca kutlanmaktadır. Bu hafta 19 Mayıs ile örtüşerek anlamını daha da pekiştiriyor.

 

Atatürk, bir keresinde eğer devlet başkanı olmasa idi Kültür Bakanlığını seçeceğini söylemiştir. O biliyordu ki Türkiye, tarihsel, kültürel, dinsel mirası açısından dünyanın en zengin ülkesi. İslamiyet öncesinden bu topraklardan adı bilinen 42 uygarlık gelip geçti. Yazı öncesinin uygarlıklarını adlandırmaya imkân yok. Yaklaşık 20 bin tepekent (höyük) 10 bin kadar yığmatepe (tümülüs) 25 bin anıt bu toprakların dört bir yanına serpilmiş durumdadır.

 

Polatlı yakınlarında Yunanlı ordusunun top sesleri Ankara’dan duyulduğu günlerde Mustafa Kemal 17 memurdan oluşan maarif vekâletinde eski eserler dairesini harekete geçirip Anadolu Medeniyetler Müzesi’nin çekirdeğini kurdurmuş, arkasından; “Cumhuriyetin Temeli Kültürdür” Özdeyişi ile temel iletisini belirtmiştir. O kültürdür ki bizi köklerimizle buluşturuyor, yaşamımızı anlamlı kılarak temel bir bağ olarak bizi birbirimize bağlıyor. Bugün gelinen nokta da bu zenginliğimizin korunmasında herkes kendine düşen görevi yapıyor mu? Hepimizin kendimize sorması gereken soru bu bence. İşte atalarımızdan miras, çocuklarımızdan ödünç aldığımız bu zenginliğimizin korunması, onarılması, tanıtılması ve saklanması ile gelecek kuşaklara aktarılması için yapılması gereken çalışmaları anlatmak, müzelerimizi tanıtarak halkımızın ulusal- kültür ve tarih bilgisini pekiştirip zenginleştirmek, kültür varlıklarımıza sahip çıkarak bunların yurt dışına kaçırılmasını önlemek, müzelerimizin aynı zamanda bir eğitim kuruluşu olduğu göz önüne alınarak özellikle okul çağındaki çocuklarımızı, gençlerimizi ve halkımızı bu konuda aydınlatmak, eğitimcilerin, müzecilerin ve müzecilik bilgisi taşıyan her anne ve babanın görevidir.

 

Öz değerlerini tanımayan, sevip korumayan bireylerden oluşan toplumlar geri kalmışlıktan kurtulamazlar. Geçmişteki toplumların ince sanat zevkini çağları aşarak günümüze ulaştıran birer tarihi belge niteliği taşıyan eserlerin bulunduğu, korunduğu, sergilendiği yerler olan müzelerimize gereken ilgi gösterilmeli, değerlerini bilmeliyiz. Müzeler tarihi yaşatan, geçmişi öğreten, sanatı tanıtan değer biçilemez yerlerdir. Fırsat bulduğunuzda koşun bir müzeye sessizlikte çağlar ötesinden gelen sesi duymaya çalışın, o ses sizlere çok şey anlatacaktır.

Sevgi ve dostlukla...

E.Y.

 

8 YorumYorum yaz!Bağlantı

5/5/2007 - BİR HALK İNANIŞI VE GELENEĞİ HIDIR- ELLEZ

Kategori: Makaleler

http://www.manzararesimleri.net 

 

Anadolu’da bazı yerlerde farklı tarihlerle kutlansa da yaygın olarak 5 Mayısı 6  Mayısa bağlayan geceden başlanılır kutlamalara. Gün boyu doğaya toprağa,   Güneşe duyulan sevgi çeşitli ritüellerle sürdürülür. Müthiş bir halk geleneği ve inanışıdır..Aslında büyük yazarımız Yaşar Kemal’den okuyup Toros Yörüklerinden dinlemek gerekir.

 İnanışa göre : 5 Mayısı 6 Mayısa bağlayan gece denizlerin ermişi İlyas ile karaların ermişi Hızır buluşurlar. Onlar buluştuklarında biri Mağrıptan biri Maşrıktan iki yıldız doğar. Hızır’la İlyas el tutuştukları an onlarda birleşir tek bir yıldız olarak tüm ışıkları ile Hızır’la İlyas’ı aydınlatır. Kim ki o gece bu yıldızların birleştiğini görürse ne dilerse gerçekleşir. Hızır’la İlyas’ın buluşmalarından sonra gökyüzü daha mavi yıldızlar daha parlak ürünler daha bereketli; çiçekler , arılar, kuşlar, karıncalar kelebekler canlı, insanlar daha coşkun olurlar. Eğer bu iki ermiş buluşmayacak olursa topraklar çiçeklenmez ekinler yeşermez sular akmaz…Onlar mutlaka ama mutlaka Dünyanın herhangi bir bölgesinde  buluşurlar. Buluştukları an , bir an için , sadece bir an için yaşam donmuşçasına durur ,birdenbire yıldızların ışığı ile doğa uyanır dehşet bir yaşam patlar..

E.Y.

 

 

3 YorumYorum yaz!Bağlantı

26/4/2007 - Ali Ekber Çiçek

Kategori: Makaleler

 Fotoğraf: Bekir Karadeniz

 

Bir yıl önce aramızdan ayrılan Ali Ekber Çiçek Ustaya  saygı ile...

 

Bir halkı bütün yönleri ile tanımak istiyorsak türkülerine bakmalıyız.Nice destanlar,acılar,sevdalar,ağıtlar,özlemler,umutlar...... saklıdır türkülerde. Halkın dilden dile geçmişten geleceğe aktardığı bu sözlü kültür bakımından da Anadolu  toprakları  derin  bir birikime sahiptir. Bunun içindir ki ünlü bir şairimiz :

         ‘’Ne zaman Bir köy Türküsü dinlesem

         Şairliğimden utanırım

         Ne yazanı belli, ne düzeni

         Ama içlerinde yürek var yürek

         Kocaman bir yürek…              ‘’

Diyerek Türk halkının yaratıcılığını alkışlamıştır.

            Türkülerde buluruz kimliğimizi geçmişimize dair önemli ayrıntıları. Her yöremizin kendince  ayrı bir türküsü her türkünün ayrı bir güzelliği vardır. Bir çok türkümüzde kaynağından derlenmeyi beklemektedir. 26  Nisan 2006 günü aramızdan ayrılan Ali Ekber Çiçek Sanat yaşamı boyunca bugün dillerden düşmeyen 400 den fazla türküyü derleyerek geniş kitlelere ulaşmasını sağlamıştır. Bu yazımla A.E.Çiçek ustayı yaşamından kısa bir kesit sunarak  derlediği ve kendinden derlenen türkülerin ilk kıtalarından birer demetle anmak istiyorum.

         1935 yılında Erzincan’ın Ulular Köyünde doğan A.E.Çiçek 1939 büyük Erzincan depremi ile babasını yitirdi. İlkokuldan sonra öğrenimini sürdüremeyen Çiçek 1961 yılında İstanbul Radyosuna ses ve bağlama sanatçısı olarak girdi. Hayatı 2003 yılında  ‘’Cahilden Uzak Dur, Kemal’e Yakın’’  adlı belgesele konu oldu.71 yaşında İstanbul’da vefat eden Usta, Balıkesir-Edremit’te toprağa verildi.

          

            Böyle İkrarınan Böyle Yolunan

            Böyle ikrarınan böyle yolunan

            Vefalı yar bana lazım değilsen

            Deli gönül sevmiş vazgeçmek olmaz

            Cefalı yar bana lazım değilsen

               

            Derdim Çoktur

            Derdim çoktur hangisine yanayım

            Gine tazelendi yürek yarası

            Ben bu derde nerden derman bulayım

            Meğer dost elinde ola çaresi

           

  El Yanmasın

            Bir güzel methedem bari cihan yanmasın

            Pervaneler gibi bari halim yanmasın

            Hüsnüne mağrurlanma Yusuf u Kenan mısın

            Mah yüzüne bir nikap çek ben yandım el yanmasın

                  

   Erenler cemine her can giremez

  Erenler cemine her can giremez         

            İnsan-ı kamile kul olmayınca

            Her mürşidim diyen mürşid olamaz

            Edeb ile erkan yol olmayınca

           

            Evlerinin Önü Bir Ufak Yokuş

            Evlerinin önü bir ufak yokuş

            Kurban olam güzel bu nasıl bakış

            Halının üstüne döktüğüm nakış

            Kurban olam o iplik tutan ellere

           

            Ey Erenler Akıl Fikir Eyleyin

            Ey erenler akıl fikir eyleyin

            Dağlara da duman ne güzel uymuş

            Yaradan Allah’a şükür eyleyin

            Müminede iman iman ne güzel uymuş

 

            Gönül Gel Seninle

            Gönül gel seninle muhabbet edelim

            Araya kimseyi alma sevdiğim

            Ya benim kimim var kime yalvarayım

            Kaldır kalbindeki karayı gönül                         

            

            Gül yüzlü sevdiğim nemden incindin

           Gül yüzlü sevdiğim nemden incindin

            Araya söz katan eldir efendim

            Kul oldum kapına mürvete geldim

            Göster cemalini güldür efendim

           

            Haydar Haydar

            On dört bin yıl gezdik pervanelikte

            Sıtkı ismin duydum divanelikte

            İçtim şerbetini mestanelikte

            Kırkların ceminde dara düş oldum

           

            Hazin Hazin Eser Seher Yelleri

            Hazin hazin esen seher yelleri

            Hiç bülbül öter mi gül olmayınca

            Her aşık dünyada murat alamaz

            Yanıp ateşlere kül olmayınca

           

            İsmini Sevdiğim

            İsmini sevdiğim saadetli yarim

            Özüm senin ile bir değil midir

            Bu aşkın elinden yandım kül oldum

            Beni Mecnun eden yar değil midir

 

            Kırma Gönül Şişesini

            Kırma gönül şişesini

            Yapan bulunmaz bulunmaz

            Yıkma hakkın binasını

            Ören bulunmaz bulunmaz

           

           Mektup Selam Söyle

            Mektup selam söyle benden sılaya

            Söyle benim için de eller ağlasın

            Gözü yaşlı düştüm gurbet ellere

            Uzaktır aramız yollar ağlasın

           

            Şu Yüce Dağları Duman Kaplamış

            Şu yüce dağları duman kaplamış

            Yine mi gurbette kara haber var

            Seher vakti bur da kimler ağlamış

            Çimenler üstünde göz yaşları var

 

           Toprağı bol olsun , ışık içinde uyusun..

 

           E.Y.

 

 

6 YorumYorum yaz!Bağlantı

21/4/2007 - 23 Nisan

Kategori: Makaleler

 

            23 Nisan Geldi,

Hoş geldi, sefa geldi

Dünya çocuklarına armağan edilmiş tek bayram.

Kan ve ateşle kazanılmış Egemenliğin çocuklara armağan edilmesi  anlamlı….

Hem de çok anlamlı bir mesaj.

Dünyada bir daha savaşlar olmasın diyedir.

Barış daim olsun diyedir.

Çocuk saflığı ve gözüyle ile dünyaya bakılsın diyedir.

 

Ne olurdu bir an için dünyadaki etkili ve yetkili kişiler

Tüm düşüncelerini bir yana bırakıp içlerindeki çocuğa dönseler.

Dünya çok farklı olurdu.

 

Geçenlerde Tv de anaokulu öğrencileriyle sohbet ediyor spiker.

Konu İstanbul trafiğine çocukların bakışı ve çözüm önerileri.

Çocuklar tüm saflıkları ve şirinlikleri ile diyorlar ki;

 

“ayabalaya (arabalara) kanat takayım onlayda uçaylay”

“ayabalayı denizde yüzdüyüydüm”

“ayabalayı hey gün çıkaymazdım”

 

Çok yaşayın emi çocuklar.

Çok çalışın,

Çok başarın,

Çünkü siz

Yarınımız,

Umudumuz,

Yüz akımızsınız.

Nice nice bayramlara.

 

E.Y.

 

 

6 YorumYorum yaz!Bağlantı

20/3/2007 - 21 Mart Nevruz / Yenigün

Kategori: Makaleler

 resim alıntıdır.

 

''Yine bahar geldi , yeşerdi dağlar

Yeşile bürünmüş dallar ne güzel

Giymiş libasını renk almış bağlar

Bağ bahçe yitiren kullar ne güzel ''  KUL SEMAİ

 

Nevruz ,Orta Asya'dan Balkanlara kadar uzanan coğrafyada yaşayan toplumların birçoğu tarafından yaygın olarak kutlanan baharın başlangıcı..Başlangıçların kültürümüzde apayrı bir yeri vardır.29 Ekimleri,23 nisanları,30 ağustosları daha güzel, daha aydın,daha birliktelik dolu yarınların başlangıcı olması umudu ile her yıl artan bir coşku ve heyecanla karşılarız. Nevruz da yüzyıllardır süren bir geleneğimiz.Türkçe tam karşılığı YENİGÜN. Dostluk demek.Umut demek..Sevgi demek...Baharın sevincini,coşkusunu,heyecanını capcanlı kendine özgü havasını hep nevruzla karşıladık hala karşılıyoruz. Anadolu'da ''sultan-ı nevruz'', ''mart dokuzu ''gibi adlarla da bilinir.

 

Ağır, sıkıcı geçen kışın ardından cemre Aşık Veysel'in ''Benim Sadık Yarim ''dediği toprağa düştümüydü dağlarına, ovalarına, yaylalarına bahar gelir memleketimin. Başı bulutlarda Ağrı, Toros’lar ..gelinlik kız gibidirler. Gökyüzünün mavisi bin bir renge bürünmüş yaylalarımız bir başka güzeldir. Fırat, Dicle, Gediz, Seyhan, Aras... coşkundurlar. Boşaltırlar sularını bağrı yanmış toprağa. Bolluktur, berekettir barajlarda göllerde...Yenigün le bambaşka oluruz Orhan Veli 'nin dizelerindeki gibi :

'' Tüyden hafif olurum böyle sabahlar;        

          Karşı damda bir Güneş parçası 

          Bağıra bağıra düşerim yollara

         Döner durur başım havalarda ''

Gözlerimizde filizlenen yeni ümitler ,yüreklerimizde sımsıcak sevgiler...Her şeyin mayası hamuru SEVGİ sevgiyle örülmüştür doğa; çiçek çiçek, yaprak yaprak, dal dal, renk renk.. Sevginin birde ikizi var. Sevgiyle yeşeren, sevgiyle yaşayan yaşaması gereken HOŞGÖRÜ’dür onun adı. İkisi bir arda oldumuydu Kavga , kin düşmanlıklar biter. İnsanlar kaynaş olur. Uluslar bütünleşir,Dünya bir aile olur. Bu ikizlerin meyvesinin adı da BARIŞ’tır...Ve biline ki bunlar Anadolu topraklarının  derinliklerindedir. Ferhat'tır,Kerem 'dir, Hoca Nasrettin'dir, Bayburt' lu Zihnidir, Yunus'tur,Karacaoğlan'dır, Dadaloğlu'dur Köroğlu'dur, Pir Sultan 'dır, Hacı Bektaş' tır, Mevlana'dır, Mustafa Kemal'dir...

Dillerde türküdür, şiirdir, Doğu’da davuldur zurnadır; Karadeniz'de kemençe, Ege'de Zeybek'tir. Yaşamı canlandıran, tohumu yeşerten sudur, havadır, ateştir..

Bizden öncekilerin yaptıkları gibi baharla birlikte sıkı sıkıya sarılalım yaşama. Bir ateşte biz yakalım nevruzda ...Hiç sönmesin; dalgalanan Ay Yıldızımızla, Cumhuriyetimizle ,Atatürk'ümüzle...

Dostluk ve Sevgi ile ; Nice nice nevruzlara.

E.Y.

             

                  

               

 

 

3 YorumYorum yaz!Bağlantı

18/3/2007 - Çanakkale Geçilmez

Kategori: Makaleler

Resim alıntıdır.

 

18 MART 1915-18 MART 2007

 

Çanakkale içinde bir uzun selvi

Kimimiz nişanlı,kimimiz evli

Oof ! gençliğim eyvah...

 

Zaferin 92'inci yıl dönümünde ; Bir ANZAK askerinin anılarında okuduğum savaşın bir başka yüzünü göstermesi bakımından çok anlamlı bulduğum bir anıyı hatırlayabildiğim kadarı ve dilimin döndüğünce , Anzak askerinin ağzından anlatarak paylaşmak istiyorum.

Kara savaşlarında insansız ara bölgede iki tarafın arasındaki mesafe 20 metreye kadar olan yerler vardı. Bazı yerlerde bu mesafe daha da azalıyor Arıburnu'nda ise neredeyse bitişik gibi idi.Çok uzak diyarlardan getirtilmiştik;niçin geldiğimizi niçin savaştığımızı bilmiyorduk.Savaş uzadıkça ülkemize sevdiklerimize kavuşma ümidimizi de kaybediyorduk.Ölmekten öldürülmekten usanmıştık.Türklerle siperlerimiz çok yakındı.Savaşta da olsak ilginç diyaloglar yaşıyorduk.Siperden sipere konserve,sigara hatta kağıtlara yazdığımız yazıları bir beze sararak fırlatıyor; çevirmenlerimiz aracılığı ile haberleşiyorduk.Savaş mesaisi gibi bir kuralda kendiliğinden oluşmuştu.Öyle ki gün ağarınca ateş başlıyor gün batınca ateş kesiliyordu.Karanlıkla birlikte derin bir sessizlik başlıyordu.Aslında karanlığı hiç sevmem ama burada bu anı dört gözle bekliyordum.

Yine bir akşam karanlığındaki sessizlik anında Türklerin tarafından yanık bir türkü sesi geliyordu.Bir anda hepimiz sese kulak kesildik,sözlerini anlamasak ta ezgisi sanki bizi anlatıyordu ve çok güzel bir sesti.Büyük bir saygı ile sessizce türkünün bitmesini bekliyorduk.Ertesi gün çevirmenimiz aracılığı ile beze sararak fırlattığımız kağıtla beğenilerimizi ileterek bu güzel sesli askerin adını sorduk. Cevap gecikmeden gelmişti ve adı Ali idi.

Ali aksatmadan her gece o yanık ve güzel sesi ile türkü söylüyordu. Bizlerde dinliyorduk yüzünü göremesek te tanıdık bu sese alışmıştık.

-Burada  biraz ara verelim. Anzak askeri sözlerini bilemediği için yazamamış olabilir ama bence Ali : 

 

Kışlalar doldu bugün

Doldu boşaldı bugün

Gel gardaş görüşelim

Ayrılık oldu bugün.

             X

Tanrıdan diledim bu kadar dilek

O yarin yüzünü bir daha görek

Bana kısmet değil dizinde yatmak

Dizinde yatıpta yüzüne bakmak.

                  x

Yıldız akşamdan doğarsın

Dağlara boyun eğersin

Ben gibi yar mı seversin

Doğmayaydın mavi yıldız..

                x

Seher yeli nazlı yare 

Bildir beni bildir beni

Düşmüşüm elden ayaktan

Kaldır beni kaldır beni..

                  X

Deniz üstü köpürür

Rinna nay rinna rinna nay

Kayığa da binsem götürür

Hey canım hey..

                 X

İki keklik bir kayada ötüyor

Ötmede keklik derdim bana yetiyor

Annesine de kara haber gidiyor.

……….     

...Daha neler, kimbilir hangi türküleri söylüyordu.Hiç birine haksızlık etmemek için sözü tekrar Anzak askerine bırakalım.

Barut, kan, ateş ve acıların arasında hepimiz için Ali'nin sesi o kadar anlamlıydı ki. Sesin yolunu gözler olmuştuk.

Bir gece Ali’nin sesini duyamadık. Rüzgar mı vardı ? Yok..Ses yoktu.Ertesi gün Ali'den yine ses yoktu.Hastadır herhalde,belki de kim bilir sesi kısılmıştır diyoruz 3'üncü günün akşamı kulak kesilmiş Ali'nin sesini bekliyoruz.Yine ses yok.Çevirmenimize yazdırıp fırlatıyoruz karşı sipere.Ali'yi soruyoruz.Niçin artık türkü söylemediğini.Türkler cevabı geciktirmiyor :

''O'nu üç gün önce vurdunuz ''

 

.............Suçlulukla birbirimize bakıyoruz, boğazım düğümleniyor, göz yaşlarıma engel olamıyorum... 

E.Y.

        

 

7 YorumYorum yaz!Bağlantı

16/3/2007 - Blog Oyunu

Kategori: Makaleler

 

Bu günlerde reklam yapma oyunu oynanmaya başlamış bloglarda. Hafta başında sevgili büyüleyenmutfakkokusu beni katmıştı oyunun içine, ancak ben hem evde olmayışım hemdene yazacağımı bilemediğimden hafif duymazlık göstermeye çalışıyordum.Fakat bugün de Güliz seni oyuna dahil ettim diye açık açık gelip benim sayfama yorum bırakmış. Hani Esra gibi sırf kendi sayfasına yazsa duymazlıktan geleceğim ama yoooook ille de duyuracak Güliz:)

Hani kalemim iyi olsa bişeyler karalıyacağım ama edebiyat dersi vasat olan biriyim nihayetinde. Üstelik şimdi kimi yazıp kimi seçeyim.Bir çok blogda seçildiğim için az kırılmadım yaniJ Hele oyuna dahil olan bazı bloglarda adımız hiç anılmamış, insan bayağı  bozuluyoJBu durumda ne yapmalı şimdi ,kimseyi kırmadan üzmeden herkesin reklamını yapayım en iyisi benJTüm arkadaşlarıma çok değer veriyorum, yorumlarınıza müthiş önem veriyorum, pek çok yorum alamasam da…. Yürüyüşlerimizden birinde çektiğim kar içinde yaprak resmini de hepinize gönderiyorum.

    • misss Blog üyesi olduğumda ilk yorum aldığım kişidir.Ben de her zaman ayrı bir yeri olacaktır o yüzden.Hemen hemen aynı zamanda üye olmamıza rağmen o tatlı diliyle herkesi kendine çok güzel çekmeyi başarmıştır. 
    • ayseyaman Her ne kadar beni flört ettikleri arasına da soksa Ayşe de ilk tanıştıklarım arasındadır. Ne sevinmiştim profilinde yazan USA yı görünce. Eşim uzun süre bak Sevim’in Amerika, Kıbrıs’tan takipçileri var diye böbürlenmişti herkeseJ
    • buyuleyenmutfakkokusu  Esracığım ben de seni kendime yakın buluyorum. Yaptığın yemekleri de çok beğeniyorum üstelik. Biliyosun ki deneyip yayınladım senin tarifini ve hala da yapıyorum zaman zaman..
    • filizinmutfagi  Filizciğim gerçekten usta aşçı. Süsleme sanatını ve pasta yapımını çok iyi biliyor. Doğrusunu söylemek gerekirse ben onun kadar uğraş vermiyorum hiçbir yemeğe ve pastaya.Sabrım yoktur o kadar.
    • gulizce  sabah gelip beni oyuna dahil ettiğin yorumunu okuyup onayladım, sana cevap yazdım, yeni blogunu görüp hayırlı olsun dileklerimde bulundum. Ancak yorumu gönderemedim, bakım çalışması varmış yine. Az önce sana özenip bende hazır şablon yükledim(Beceremediğimden)Sevgilerimi buradan kabul etJ
    • yagmurkokusu Erzurum’a zaman zaman Memleketinin havasını gönderdiğimden arasıra bloguma uğrarJ Yemekleri ve tatlıları çok güzel oluyor ,temmuzda vatanına döneceğinden geri sayım yapmaktadır şu aralar.
    • sfelsefeci Önce kardeşinin blogundan reklamını yapıp sonra blog kurarak gönüllerimizi fethetmiştir. Yemek yapamadığını söylese de yazılarıyla bizi doyurmaktadır.
    • melissa2  Bana blog şablonu düzenleyecek bir araJ ben bakabilirsem yada o boş vakit bulabilirse.Hem yemeklerden hem bilgisayardan iyi anlayıp ,her ikisinin de hakkını verebilendir.
    • 19741974 Zaman zaman beni ihmal etse de arada bir gelip coşkuyla ablacığım bunlar nefis olmuş demesi yetiyor banaJ Özlemciğim bilmeden senin şablonu almışım ben de kızmazsın umarım.
    • nihaninmutfagi yeni tanıştık aslında ama sıcacık yorumlarıyla ve sürekli takip etmesi ile insanı kendine çekebilme yeteneği var.
    • buradaherseyvar çok sık görüşemediğim bir arkadaşım, birbirimize nadiren uğrarız nedense.Bundan sonra lütfen ziyaret sayısını artıralım.:)Aynı zamanda onun blogunu da kopyalamışım meğerseJ
    • ozlemle33, ohhbe, minimutfak yeni tanışıp kaynaştığım ve sevdiğim bloglar.
    • magicdesignhayaleturet  
    • zevkalade
    • halenze
    • siberella
    • baharatli
    • pratikbayanlar
    • yumurtasepeti
    • illedeyemek
    • MEYRACA
    • nehirs
    • beydabeydayemek
    • edatanrikulu
    • yemekoloji
    • yemekbulteni
    • zehraaydin
    • Serinmavi
    • yesimmutfakta
    • supermodeller

Burada ismi olan veya olmayan tüm arkadaşlarım beni affetsin ama herkesi sığdıramadım. Meğer küsüp alınmam yersizmiş, istesek de alıp yazamıyomuşuz tüm tanıdıklarımızı. Ne zaman müsait buna nede yerimiz.İki saattir oturmuş yazıyorum, herkes için bir şeyler olsun dedim .Affedin….Daha fazla kalamıyacağım.Çünkü bir haftadır ev yemeğine hasret olan oğlum gelecek.Onun özlemini giderecek bişeyler hazırlamam gerekir değimli yaniJHepinizi seviyorum. Benim gibi küsüp darılmayın ne olur.Takipçinizim sürekli.Elimden geldiğince bakıp yorum yazmaya çalışıyorum, zaman zaman aksattığımın farkındayım. Kucak dolusu sevgilerimi gönderiyorum.

 

 

13 YorumYorum yaz!Bağlantı

15/2/2007 - Su Su Su

Kategori: Makaleler

 

            Bu aralar kiminle bu konuyu konuşsam “elle gelen düğün bayram” diyorlar.Sudan- susuzluktan bahsediyorum.

Aylardır ilk defa hava bir parça kış moduna girdi. Nihayet az da olsa yağmur yağarak biraz tebessüm etmemizi sağladı. Kocaelili olarak geçen aylarda susuz kalmanın (ki onda da en azından akşamları aktı ve bidonlara doldurma şansımız oldu) ne demek olduğunu çok iyi anlayanlardanım.

Düzeltilmesi-telafisi mümkün olmayan bir sona doğru yaklaşıyoruz.Ama etrafınıza bir bakın.Duyarlı davranan kimler var ve kaç kişiler.Daha bangır bangır barajlardaki suyun yarıya indiğinin haberinin verilmesinin üzerinden 24 saat geçmeden sokaklarda halı yıkayan kadınlara her yerde rastlamak mümkün.Yuvacık Barajının tükenip de susuz kaldığımız dönemde bile sular akar akmaz hadi halılar dışarı yapıldı bir çok evde.Temizlik karşıtı biri değilim, leğene su koyup silinebilir. Elimizdeki kaynakları olabildiğine tasarruflu kullanmamız gerekmektedir artık.Gelecek kuşaklara zaten pek bir şey bırakmadık.Son kalanları da bencilce tüketme lüksüne hiç birimiz sahip değiliz.

 Küresel ısınmayı bireysel olarak engelleyemeyiz, Ama en azından elimizdeki kaynakları dikkatli kullanarak bir katkı sağlayabiliriz. Bir damla suyun, bir lokma ekmeğin, kısaca her bir şeyin çok değerli olduğunu bilerek kullanmalıyız.

Elle gelen düğün bayramın çooook ileri bir tarihe ertelenebilmesi umudu ile.

Sevgiler....

 

 

9 YorumYorum yaz!Bağlantı

29/1/2007 - MİMLEME

Kategori: Makaleler

Merhabalar öncelikle, çünkü neredeyse bir haftadır sayfamla ilgilenemedim.Yorum yazan arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum onaylayıp cevap yazma fırsatı bulamamıştım, şimdi de cevaplamak için geç oldu sanırım.Teşekkürlerimi buradan kabul edin lütfen.

Dündü sanırım Ayşe’nin elim sende diyen mesajını aldım.Ne diyor bu diye düşünürken sitesine girip baktığımda olayı anladım. Bugün de Hilal mimlemiş beni sağolsun. Arkadaşlar onur duydum mimlemenizden.Ancak kendimi nasıl anlatayım bilmiyorum.Özetle hakkımda şunları söyleyebilirim;

1-Evliyim ve de gurur duyduğum iki yetişkin oğlan sahibiyim.Çocuklarımı zaten her daim dile getirdiğimden biliyorsunuzdur sanırım.

2-Evle ilgilenmeyi, özellikle mutfak kısmıyla ilgilenmeyi çok severim.

3-Kitap hastasıyım desem yeri var. Okumadığım gün çok büyük bir eksiklik duyarım.En azından 3-4 sayfa okumam gerekir.

4-Dikiş dikmeyi de çok severim.Pratik kesip diktiğim için bazen ölçüyü tutturamayıp alaylara maruz kalsam da vazgeçmediğim bir uğraş benim için.Mesela en son yatak örtüsü ve perde diktim.Çok güzel oldu ama birazcık büyük oldu.O kadar kusur kadı kızında da olur değil mi yani.

5-Başka ne anlatılır bilmiyorum.Doğayı çok seviyorum.Yürüyüşleri seviyorum.Bu kadar yeter sanırım.

Şimdi ben kimi mimleyeceğim.Bu konuya geç katıldığım için mimlenmeyen kaldı mı acaba? Şu an aklıma gelen Beyhan ve Esra’yı mimleyeyim ben de.Sevgiler.

2 YorumYorum yaz!Bağlantı

<- Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Her şey paylaşıldıkça güzeldir.

Son Yazılar

KÖZDE PATLICANLA KARNIYARIK
HİNDİSTAN CEVİZİ TOPLARI
SEBZELİ ERİŞTE YEMEĞİ
ELMA HARÇLI MİFLÖY
EBEGÜMECİ YEMEĞİ
PATATESLİ BULGUR PİLAVI
LOKMA TATLISI
YALANCI LAHMACUN
SEBZELİ TAVUKLU MİFLÖY BÖREĞİ
HOŞÇAKALIN

Links

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta
RSS
Hande
Sema
Ozay
Filiz
Selin
Hülya
Hünerli-Hülya
Nilay
Özgül
Zerrin1
Hilal
Nihan
Disal
Dilek
Aslı
Özlem
Klasik tatlar
Feyza
Emel
Eyvah
Ayşe
Oreda
Melek
Benim Listem
asotu-milliyet
Maydanoz
Fatos

Kategoriler

Blogcular

melissa2
meyraca
yildizcaa
cilekkokusu
ayse26
lezzetdiyari
yemekoloji
halenze
zehraaydin
hobilendik
buradaherseyvar
yumurtasepeti
mutlulukeder
pratikbayanlar
mimarasci
uzhem
magicdesignhayaleturet
leziz
tarcinkokusu
yemekbulteni
s felsefeci
nehirs
ohhbe
yemektariflerimiz
hollyhoby
thistime
yagmurkokusu
illedeyemek
zevkalade
bebeksagligi
nurom
makyajteknikleri
orgubulteni
cumbada
karaates
karamelasekerim
yermisinyemezmisin
meyvelerinfaydasi
beydabeydayemek
ayşegül karaibrahim
Add to Technorati Favorites Add to Technorati Favorites Add to Technorati Favorites