
Blog yazılarıma uzuuuun süre ara verince yazacak o kadar şey birikti ki, nereden başlasam bilmiyorum. İnsan ne oldum dememeli, ne olacağım demeli. Kötü bir kaza geçirip bol miktarda kaynar suyu üzerime dökerek vücudumun büyük kısmını 2. derecede haşladım. Çoooooooook acılar çektim, ağrı kesicilerin bile kesemediği ağrılar. Yaklaşık 20 gün sırt üstü yatmak zorunda kaldım. Bir ay kadar her gün hastaneye pansumana taşındım. Bir buçuk ayı geçti yandığım günden beri ama halen tam iyileşmiş değilim yalnız; çok şükür ki işlerimi yapabiliyorum, en azından ayaktayım ya bu bile yeter. Şimdi sıcak şeylere karşı bir korku gelişti, oldukça uzak durmaya çalışıyorum. Birileri ocak yanına ya da tencere- çaydanlık gibi şeylere yaklaşırsa acaip panikliyorum. Blogculardan şehnaz’la tanıştığımı da anlatmam gerekiyor. Kocaeli’nde yaşıyor, meğerse yıllardır ben onun çalıştığı şirketi arıyormuşum zaten. Meğer biz onunla telefonla epeyce konuşmuşuz. Sonuç olarak bir gün kalkıp gittim ve tanıştık. Oldukça konuşkan ve hoş biri Şehnaz, bu tarifi ondan aldım, yaprakları da birlikte topladık. Ama ben anca yayınlayabiliyorum. Yaklaşık iki ay kadar önce yapmıştım bu yemeği, yazısını da hazırlamıştım. Ancak geçirdiğim kaza yüzünden bu güne sarktı. Çok eski tarihlerden beri Orta Avrupa da ıhlamur ağaçları gölge amaçlı ekilirmiş. Birçok köy meydanında bu ağaçlardan olurmuş. Hani bizim asırlık çınarlarımız olur birçok köyde öyle. Köy halkı bu ıhlamur ağaçlarının altında toplanır sohbetler ederlermiş, hatta mahkemeleri bile bu ağaçların altına kurarlarmış. Eğlencelerini yine bu ağacın altında düzenlerlermiş. Kuzey Avrupa’nın birkaç yerinde ise ıhlamur ağacı kutsal ağaç olarak kabul ediliyormuş. Bizde ise ıhlamur dendiğinde birçoğumuzun aklına daha çok kışın çay gibi demleyip içtiğimiz şekli gelecektir eminim. Çok eski tarihlerden beri şifalı bitkiler arasında sayılmaktadır ıhlamur. Kışın grip olunduğunda ilk akla gelen şey ıhlamur kaynatıp içmektir sanıyorum. Ihlamurun balgam söktürücü, göğüs yumuşatıcı etkisi dışında balla karıştırılıp içilirse mide ülserine de oldukça faydalı olduğu biliniyor. Bu gün ben ilk duyduğumda hemen yapmalıyım dediğim bir tarifi paylaşacağım sizlerle. Deneyin seveceksiniz. Yalnız ağacın tepesinden koparacaksanız oldukça açık renk taze yaprakları seçmeniz gerekiyor. Ya da ağacın dibinden filiz veren yapraklardan alın. Açık renk olanlarını seçin. Koyu renkler sert yaprak olduğundan yemeğinizin lezzetini etkileyecektir. Malzemeler: 30–40 adet kadar taze ıhlamur yaprağı 200 gr kadar kıyma 1/2 çay bardağı pirinç 1 orta boy soğan 1 adet domates 2 adet yeşil sivri biber 1 çay kaşığı kadar karabiber 1 çay kaşığı kadar pul biber 1 tatlı kaşığı tuz 2-3 yemek kaşığı zeytinyağı Maydanoz Bir tutam kadar reyhan 1 tatlı kaşığı biber salçası Yapılışı: Öncelikle ıhlamur yapraklarını iyice yıkayın. Bir tencereye 2 su bardağı kadar su koyun, bir tatlı kaşığı tuz atarak kaynatın. Ihlamur yapraklarını kaynar suda birkaç dakika haşlayın, Kevgirle alarak hemen soğuk suya atın. Pirinci yıkayın, çukur bir kaba koyun. Domatesi, soğanı, maydanozu ve biberi doğrayarak ekleyin. Kıymayı ve zeytinyağını ilave edin. Diğer tüm malzemeyi de pirincin üzerine ekleyerek karıştırın. Yaprakların parlak kısmı alta gelecek şekilde tezgâha yayın ve iç malzemesinden koyarak iki yanından içe kıvırın ve sarın. Tencerenin altına bir sıra yaprak dizin. Sardığınız bütün ıhlamur yapraklarını sıra sıra tencereye dizin. Üzerine bir yemek kaşığı kadar zeytinyağı gezdirin, 1 çay kaşığı kadar tuz ekleyin. Yarım çay bardağından biraz fazla su koyarak kaynatın. Kaynama başlayınca ocağı en düşük ısıya alın ve 25–30 dakika kadar pişirin. Afiyet olsun. |