Resim alıntıdır.
18 MART 1915-18 MART 2007
Çanakkale içinde bir uzun selvi
Kimimiz nişanlı,kimimiz evli
Oof ! gençliğim eyvah...
Zaferin 92'inci yıl dönümünde ; Bir ANZAK askerinin anılarında okuduğum savaşın bir başka yüzünü göstermesi bakımından çok anlamlı bulduğum bir anıyı hatırlayabildiğim kadarı ve dilimin döndüğünce , Anzak askerinin ağzından anlatarak paylaşmak istiyorum.
Kara savaşlarında insansız ara bölgede iki tarafın arasındaki mesafe 20 metreye kadar olan yerler vardı. Bazı yerlerde bu mesafe daha da azalıyor Arıburnu'nda ise neredeyse bitişik gibi idi.Çok uzak diyarlardan getirtilmiştik;niçin geldiğimizi niçin savaştığımızı bilmiyorduk.Savaş uzadıkça ülkemize sevdiklerimize kavuşma ümidimizi de kaybediyorduk.Ölmekten öldürülmekten usanmıştık.Türklerle siperlerimiz çok yakındı.Savaşta da olsak ilginç diyaloglar yaşıyorduk.Siperden sipere konserve,sigara hatta kağıtlara yazdığımız yazıları bir beze sararak fırlatıyor; çevirmenlerimiz aracılığı ile haberleşiyorduk.Savaş mesaisi gibi bir kuralda kendiliğinden oluşmuştu.Öyle ki gün ağarınca ateş başlıyor gün batınca ateş kesiliyordu.Karanlıkla birlikte derin bir sessizlik başlıyordu.Aslında karanlığı hiç sevmem ama burada bu anı dört gözle bekliyordum.
Yine bir akşam karanlığındaki sessizlik anında Türklerin tarafından yanık bir türkü sesi geliyordu.Bir anda hepimiz sese kulak kesildik,sözlerini anlamasak ta ezgisi sanki bizi anlatıyordu ve çok güzel bir sesti.Büyük bir saygı ile sessizce türkünün bitmesini bekliyorduk.Ertesi gün çevirmenimiz aracılığı ile beze sararak fırlattığımız kağıtla beğenilerimizi ileterek bu güzel sesli askerin adını sorduk. Cevap gecikmeden gelmişti ve adı Ali idi.
Ali aksatmadan her gece o yanık ve güzel sesi ile türkü söylüyordu. Bizlerde dinliyorduk yüzünü göremesek te tanıdık bu sese alışmıştık.
-Burada biraz ara verelim. Anzak askeri sözlerini bilemediği için yazamamış olabilir ama bence Ali :
Kışlalar doldu bugün
Doldu boşaldı bugün
Gel gardaş görüşelim
Ayrılık oldu bugün.
X
Tanrıdan diledim bu kadar dilek
O yarin yüzünü bir daha görek
Bana kısmet değil dizinde yatmak
Dizinde yatıpta yüzüne bakmak.
x
Yıldız akşamdan doğarsın
Dağlara boyun eğersin
Ben gibi yar mı seversin
Doğmayaydın mavi yıldız..
x
Seher yeli nazlı yare
Bildir beni bildir beni
Düşmüşüm elden ayaktan
Kaldır beni kaldır beni..
X
Deniz üstü köpürür
Rinna nay rinna rinna nay
Kayığa da binsem götürür
Hey canım hey..
X
İki keklik bir kayada ötüyor
Ötmede keklik derdim bana yetiyor
Annesine de kara haber gidiyor.
……….
...Daha neler, kimbilir hangi türküleri söylüyordu.Hiç birine haksızlık etmemek için sözü tekrar Anzak askerine bırakalım.
Barut, kan, ateş ve acıların arasında hepimiz için Ali'nin sesi o kadar anlamlıydı ki. Sesin yolunu gözler olmuştuk.
Bir gece Ali’nin sesini duyamadık. Rüzgar mı vardı ? Yok..Ses yoktu.Ertesi gün Ali'den yine ses yoktu.Hastadır herhalde,belki de kim bilir sesi kısılmıştır diyoruz 3'üncü günün akşamı kulak kesilmiş Ali'nin sesini bekliyoruz.Yine ses yok.Çevirmenimize yazdırıp fırlatıyoruz karşı sipere.Ali'yi soruyoruz.Niçin artık türkü söylemediğini.Türkler cevabı geciktirmiyor :
''O'nu üç gün önce vurdunuz ''
.............Suçlulukla birbirimize bakıyoruz, boğazım düğümleniyor, göz yaşlarıma engel olamıyorum...
E.Y.
|