
Oldukça yoğun bir hafta geçirdim.Kütüphaneler haftası olduğunu daha önceki yazımda belirtmiştim ve ben bir gün hariç tüm etkinliklere katıldım.İstenen düzeyde katılım sağlanmadan kutlanmasına rağmen çok güzel bir haftaydı bence.Okur-yazar buluşması etkinliklerinde kentin genç yeteneklerinden Barış Müstecaplıoğlu ile tanışıp sohbet etme imkanı bulduk.İki günde Şakird adlı romanını bitirdim.Oldukça akıcı bir dili, insanı romanın içine çeken bir anlatımı var..30 yaşında olmasına rağmen 6 kitap yayınlamış yedincisi yolda.İtalyan basınının da övgüyle sözettiği bu yazarımızın yakında çıkacak olan kitabı çocuklar için olacak. Yine kentimizin daha önceden tanıdığım ismi şair-yazar Ruşen Hakkı’nın şöyleşi ve şiir dinletisi gerçekten çok hoştu.Eşine yazdığı bir şiiri sizlerle paylaşıyorum.Daha önce maalesef hiçbir kitabını okuma şansına eremediğim mizah ustası Şakir Balkı ile tanışmak ise ayrı bir keyifti.Şu an piyasalarda olmayan kitaplarını mutlaka bulmam gerekiyor. İnternette rastladım ama sanal alışverişe sıcak bakamıyorum ben. Kitapçıları dolaşıp en iyisi sipariş vermek olacak. BÖYLESİ HASRETİN
Kapıyı çaldım ses yok,içeri girdim sen, seslendim usulca;nerelere saklandın? Ve birden ürktüm sensizliğinden, uçup gitti pencereden aklım.!.
Bırakıp gitmişsin öylece her şeyi, sevmediğin halde dağınıklığın her türlüsünü. Divanda sıcaklığını,aynada yüzünü unutmuşsun, mutfağın bir köşesinde yanık Yemen türküsünü
ve iyi ki unutmuşsun silmeyi gözlerinin izini, her odada kokun ve o çok sevdiğim hüznün ve terliklerinin duruşu...ardından koşar gibi terli,soluk soluğa ve öylesine üzgün.!..
Hemen elimin altında divandaki sıcaklığın, diyorum;nereye gidebilir bir not bile bırakmadan.!. Belki çarşıdasın,belki bir kahve içimi komşuda, huyundur,uzak yerlere gitmezsin çiçekleri sulamadan.
Sıkıldım su içtim,televizyonu açıp kapadım, aynadaki yüzünü öptüm,terliklerini düzelttim, avuçlarıma yaydım divandaki sıcaklığını, dedim;görülmemiştir böylesi hasretin.!
Oysa daha bu sabah uğurladın beni, dedin:erken gelirsen sinemaya gideriz belki dondurma yeriz sinema çıkışı parka uğrar ev kaçkını kedileri severiz.
Birden sesi kapıda dönen anahtarın döndürüyor uçup giden aklımı yuvasına ve 'seni seviyorum' derken öptüğüm yanağın bir kırmızı gül gibi düşüyor avuçlarıma..!.. Ruşen HAKKI Ve yine Anlatmasam kızacağından emin olduğum kütüphane görevlisi görümcemin etkinlikleri ise bir başka güzel oldu. Ona gelen çocuklar hiçbir zorlama olmadan abla biz sana bişeyler hazırlayalım demişler ve kısa kısa oyunlar, şarkılar ve danslar hazırlamışlar. Eh pastalar-kolalar eşliğinde yiyip içip oynadılar. Fotoğrafçıları da bendimJ Şimdi kütüphaneye gidebilmek için gereken enerjiyi ot yiyerek alalımJ Bu hafta pazardan ısırgan otu ve ebegümeci almıştım. Ebegümecinin iri yapraklarını sarma yaptım kalanını da ısırganla birleştirip yemek olarak değerlendirdim.İşte o yemeğin tarifi.... Malzemeler: 1 demet ısırgan otu 1/4 demet ebegümeci 1 çay bardağı kadar pirinç 1/2 çay bardağı kadar bulgur 1 kuru soğan Kırmızı pul biber Karabiber Tuz 1 yumurta 3 yemek kaşığı kadar zeytinyağı Yapılışı: Önce ısırgan ve ebegümecini yıkayın,çukur bir tencerede kaynattığınız suda hafif haşlayın ve süzün.Kalın diplerini ayıklayıp istediğiniz incelikte kıyın.Tencereye yağı koyup soğanları pembeleştirin (İsterseniz bir miktar kıyma kullanabilirsiniz)salçayı katın ve kıydığınız otları atın.Kaynamış su ilave edin.Pirinç-bulguru birlikte yıkayın kaynayan tencereye aktarın.Baharatını ve tuzunu da ilave edip kısık ateşte pişirin.Yumurtayı bir kapta iyice çırpın pişen çorbaya karıştırarak ilave edin.Bir iki taşım kaynatıp altını kapatın.Afiyet olsun.
|