Bundan 23 sene kadar önce yeni evliyiz ve Kastamonu’da bir köyde görev yapıyoruz eşimle birlikte. O kadar güzel bir köy ki içinden genişçe bir dere geçiyor ve bu derenin üzerinde minübüslerin bile geçebildiği asma bir köprüsü var. Evin hemen dibinden orman başlıyor. Önümüz dere arkamız orman ve biz yeşillikler içinde yaşamaktayız. Bu kadar güzelliğin bir tek kusuru vardı o zamanlar bize göre, köyde elektrik yoktu, evde de su. Taşımaktaydık suyumuzu bir yerlerden. Şimdi bazen şehir gürültüsünden kaçıvermek isteyince orası aklıma gelir. Neyse asıl anlatacağım konu bu değildi.
İşte o köydeyken bir de baktık eve fareler yuva yapmış, bütün giysilerimizi, yataklarımızı yiyor. Ne yapalım diye düşünürken biz köylüler eve kedi alın bir tane fareler onun kokusundan kaçıp gider dediler. Bulduk bir yavru kedi. Eve aldık, ben toprak, kum getirip bir kasaya koydum, eğiteceğiz güya. Bizim yavru iki gün içinde evi acayip pisletti tabiî ki. Seviyoruz ayrı mesele ama bu durumda çekilir hal değildi. Bir gün buna fena halde kızdık. Bize söylenen tutup başından pisliğini koklatın ve bir şaplak atarak dışarı atın sözünü aynen uyguladık. Sanırım şaplağımız biraz ağır oldu. Yavru koşarak evin önündeki koca çam ağacına tırmandı. Akşama doğru baktık inmiyo geri, bu sefer ağacın altından seslenip çağırmaya başladık. Olmadı, sucuk kızarttık ağacın dibinde kokusuna mutlaka iner dedik. Fena küstürmüşüz, süt kaynattık, daha neler neler. Hiç bişey fayda etmedi. Köyün imamı bizi ertesi gün ağacın altında görünce yardıma geldi. Merdiven dayayarak tırmandı ağaca. Bizim yavru imamı görünce daha yukarı çıkmaya başladı. İmam çıkıyo, yavru çıkıyo. Neredeyse ağacın en ucuna geldiler. Artık biz kediden geçtik aman imam efendi in aşağı düşüp bir yerlerini kıracaksın demeye başladık. Neyse imam eline bir dal alıp kediyi aşağıya doğru itmeye başladı. Yavrucak dallara atlaya düşe ağacın dibine indi, iner inmezde doğru ormana kaçtı. Biz iki gün de ormanda aradık kediciği ama bulamadık. İmi timi belirsiz olmuştu. Aman siz siz olun hayvan deyip geçmeyin… Onların da yürekleri insanlar gibi camdanmış, kırılınca bir kere yapışsa bile eskisi gibi olmuyormuş.
Neyse şimdi bu köşenin asıl var olma nedeni olan yemeğe gelelim. Bu gün anlatacağım tarif hem lezzeti hem de görünümüyle gönlünüzü fethedecek bir yemek.
Malzemeler:
1/2 kg arzu ettiğiniz et (Kuzu, dana, tavuk, hindi )
1/2 kg mantar
1 adet kuru soğan
1 adet kırmızı etli biber
5-6 adet yeşil sivri biber
2 adet orta boy domates
1 adet havuç
Biberiye
1 çay kaşığı karabiber
1 çay kaşığı pul biber
1,5 -2 tatlı kaşığı tuz
1/2 kahve fincanı zeytinyağı
Üzeri için:
1 su bardağı yoğurt
4 yemek kaşığı un
1 yumurta
Tuz
Kaşar peyniri (rendelenmiş)
Yapılışı:
Öncelikle kuşbaşı doğranmış olan eti kızgın yağda hafifçe kızartıp bir tabağa alın. Havuçları halka şeklinde doğrayarak aynı yağda hafif kızartarak ete ekleyin.
Çukurca bir tencereye yağı alarak ocağı yakın. Soğan, biber ve sarımsağı doğrayarak yağa aktarın. Karıştırarak soteleyin. Mantarları yıkayıp dörde bölün ve tencereye aktararak çevirin. Mantarların suyunu salmasını engellemek için ocağınız harlı olmalı. Mantarlar hafifçe renk değiştirdikten sonra eti ve havucu ekleyin. Domateslerin kabuklarını soyarak doğrayın ve pişmekte olan yemeğe aktarın. Baharatları, biberiyeyi ve tuzunu kattıktan sonra kısık ateşte 20-25 dakika kadar pişirin.
Toprak (Güveç) tepsinizi çok hafif yağlayın ve pişen malzemeyi tepsiye yayın.
Çukur bir kâsede yumurta, yoğurt ve unu iyice çırpın. Çok az tuz katarak tepsideki malzemenin üzerini kapatacak şekilde yayın. En üste kaşar peyniri rendesini sepeleyin ve daha önceden 250 derecede ısıttığınız fırında üzeri kızarana kadar pişirin. 10 dakika dinlendirdikten sonra servis yapın.
Cocukken hersey ne kadar guzeldi yada bizler cocuklugun verdigi saflikla herseyi temiz gorurduk. Arefe gunu yapilan temizlikler, baldan tatli tatlilarin hazirlanisi, kacamak bir iki lokma. Bayram oncesi cikilan alisverisler, alinan birbirinden guzel elbiseler, ayakkabilar. Kizsaniz elbisenin cantasi, sapkasi olacak. Erkekseniz cepsiz olmaz pantalon, para toplanicak. Hic unutmam bir komsumuz vardi Allah rahmet eylesin, o teyze hic bir bayram geri cevirmedi bizi. Bayram oncesi mis gibi kokan, yepyeni mendiller alir, arasinada para koyardi. Koskocaman lojman, 11 kat, her katta 6 daire, herkes tanidik. El opmekten yorulur, topladigimiz harcliklari cantamiza sigdiramazdik. O zaman insanlarin elimi boldu, simdi ne oldu hala anlamis degilim. Insanlar birakin para vermeyi, seker ikram etmeyi, kapiyi acmiyorlar. Guzel olan geleneklerimizi ne cabuk yitiriyoruz. Hic bir bayram eksik etmedi ailemiz bizden yeni giysileri, ayakkabilari, harcligi, hediyeyi. Biz sansli cocuklardik. Simdi oyle cok yalniz cocuk var ki!! Bayram vesile olsun, unutmayalim adetlerimizi. Ziyaret edelim yaslilarimizi, yalnizlarimizi. Oh bir hafta tatil deyip, nereye kacacagimizi bilmemezlik etmeyelim, bizde yaslanicaz bir gun, gozum kapida, kulagimiz zilde yavrularimizi bekliyecegiz. Bir tatli dil, bir guleryuz, cok gormeyelim, cok gormesinler bizede. Buralar cok sessiz, ne gelen var ne giden. Yapilan tatlilari birbirimize ikram ediyoruz ancak. Ne ana var yanimizda, ne akraba, ne baba ocagi var burda, ne kardes muhabbeti. Gurbetin acisini ceken bilir ancak, bos konusmaya ne hacet. Annem, babam, kardesim, guzel ninem ananem, tum akrabalarim, dostlarim, ben yine bu bayramda burdayim. Bu bayramda yalnizim. Siz birlikte olusunuzun kiymetini bilin. Az kaldi ramazan yaza gelecek, bende 8 senedir ozledigim o bayrami yasayacagim yaninizda insaallah. Ama siz bunun kiymetini bilin, kaybedince bulunmuyor cunku. Bu bayram diliyorum tum minik kiz cocuklarinin firfirli elbiseleri, kirmizi rugan ayakkabilari olsun. Tum erkek cocuklarinin papyonlu minik takimlari, gicir gicir ayakkabilari olsun. Yaslilar yalniz kalmasin bu bayram, oksuzun yetimin basi oksansin. Olmusler unutulmasin, hastalar ziyaret edilsin bu bayram. Bu bayram bayram gibi bir bayram olsun diliyorum...
Sebilay'cığım
Nefis bir yemek..İnan bana ağzımın suyu aktı...Sırf bunu yapmak için güveç tepsisi alacağım.Bende tencereler ve küçük olanlar var bunu yapmak için uygun değil..Belki normal tepside de olur ama o güvecin kendimne özgü kokusu olmaz.Güveçte yepılan yemek bir başka güzel oluyor..İnan ye beni diyor görüntü harika olmuş..Bu arada iyi bayramlar diliyorum..Umuyorum bu 3 gün tatilde dinlenirken blog arkadaşlarımı da dolaşabileceğim.Öylesine yoğun geçiyor ki günler İş yerimde evimi bile unutuyorum.Sitemde sadece okuyup onaylıyorum yorumları.Yazacak inceleyecek zaman bile bulamıyorum.Belki biraz azalır o yoğunluk bayram sonrası..Sevgimle canım arkadaşım..
valla başınızdan geçen olayı keyifle okudum..Kedi medi sonuçta canlı..bazen düşünemiyoruz işte..yemeğe gelince fevkeladenin fevkinde bir yemek:)Ellerine sağlık canım sevgiyle kal..
canım yasadıgın olay hem tatlı ama fareler konusunda da bı okadar üzücü bende nefret ederım farelerden ayrıca yemekde muhtesem olmus valla elelrıne saglık öpüldün...
canım ablam benide özleyen varmış çok saol,baksana kimse yorum yazmıyo kızıma .ben sabah baktım sana döktürmüşsün sonra girerim tekrar dedim günümüz kötü gecti o yüzden uğrayamadım ablacığım ellerinden öpüyorum kolay gelsin.........
tabikide hayvanlarida incitmek olmaz
benim cocuklarda cok istiyor anne ne olur
ya bir kedi yada köpek alalim diye
ama ben dayanamam ya caplak calip
disari atmaktansa almayim demi neyse saka
bir yana güvecte güvec olmus hani ellerine saglik
sevgiler
ellerine saglık canım sebicim çok güzel görünüyor .hatırlıyormusun iş yerinde bizde güveç yapıyorduk özellikle saglık memurumuz yapardı çokta güzel olurdu o zamandan beri bir güveç alıcam ama bir türlü alamadım dikkatine duyrulur öptüm by