
37. Porselen Demlik Çay Saati Etkinliğinin ev sahipliğini sevgili sevincceden arkadaşımız yapıyor ve beni de davet ettiği için teşekkür ediyor ve bu tarifimi ona gönderiyorum. Bu hafta vereceğim yemek tarifi kuzu eti ve daha başka sebzeler katılarak yapılan şekliyle Yörük Kültüründe yer aldığından Yörükler hakkında birazcık araştırma yaptım ve bunu sizlerle paylaşmak istedim. Orta Asya’dan yürüyerek gelen Türklere önce Yürük denmekteyken zaman içinde bu kelime giderek Yörük şeklini almış. Yörük; Cesur, savaşçı, iyi yürüyen, eli ayağı sağlam ve Yürüyen Türk anlamına geliyormuş. Yörük kelimesi genelde göçebe hayatı yaşayan topluluklar için kullanılmakta olsa bile daha çok Oğuz Boyundan gelenleri ifade ediyor aslında. Yörüklerin Türkiye topraklarına gelişi Malazgirt Savaşından sonraya denk geliyormuş. Bir kısmı yerleşik hayata geçerken bir kısmı aynen eski yaşam tarzlarını korumuş. Yerleşik hayata geçenler Türkmen adını almışlar. Selçuklular Yörüklerden asker gücü olarak faydalanmışlar, Osmanlı döneminde ise Yörükler Derbentlerin korunmasında, geçitlerin tutulmasında çok önemli rol üstlenmişler. Osmanlılar Rumeli’ye yayıldıktan sonra ise Yörüklerin önemli bir bölümü Rumeli topraklarına göç ettirilip oraya yerleştirilmiş. Yeni yerleştikleri yerde Osmanlılar için önemli dayanak noktaları oluşturarak fetihlerinde büyük destek sağlamışlar. Bu gün Yörüklerin birçoğu yerleşik hayata geçiş yapmış durumda. Yörüklük geleneğini Çukurova, orta ve batı Toroslar 'da yaşayan 1500 den fazla aile tarafından sürdürülmekte. Yörükler bulundukları ortama göre her türlü hizmeti üstlenmişler. Sahil kenarına yerleştirilmiş iseler gemicilik işlerinde çalışmışlar, karada ise her türlü askeri malzemenin sağlanmasına, köprülerin tamirine, geçitlerin korunmasına, yol emniyetinin sağlanmasına, inşaat sektöründeki tüm işlerde çok büyük hizmetler görmüşler. O kadar uzun bir konuya değinmişim ki meğerse daha çok yazılması gereken şey var Yörükler hakkında ama diğer konulara daha sonra Yörük kebabını anlattığım gün değinmek üzere yazıyı burada sonlandırmak ve bu haftanın tarifine geçmek istiyorum.
Ayrıca çok sevgili oburfil arkadaşım beni bu ödülle onurlandırmış. Nasıl teşekkür etsem bilemedim. Çünkü bir tek onun tarafından böyle bir ödüllendirildim. Şimdi bu ödülü epeyce bir zamandır takip ettiğim bloglarda gördüğüm için hemen hemen herkes ödül sahibi oldu diye düşünüyorum ve bende beni ziyaret eden bütün arkadaşlarıma bu ödülü veriyorum. Malzemeler: 6 iri parça tavuk eti 2 adet patates 200 gr. kadar haşlanmış bezelye 2 adet havuç 1 adet kuru soğan 200 gr. ev eriştesi (yoksa makarna kullanın) 1 tatlı kaşığı kekik 1 tatlı kaşığı karabiber 2 tatlı kaşığı kırmızı toz biber 1,5- 2 tatlı kaşığı tuz 2 yemek kaşığı tereyağı Yapılışı: Soğanı soyup doğrayın, havucu temizleyerek halka şeklin dilimleyin. Tereyağını tencereye alıp kızdırın. Soğan ve havucu yağa aktarın, yumuşayana kadar karıştırın. Kırmızı toz biberi aktarıp çevirin ve yıkadığınız tavuk parçalarını ekleyin. Bir iki kere karıştırıp tencerenin kapağını kapatın, tavuklar renk değiştirene kadar pişirin. Bir taraftan da patatesleri soyun ve iri kareler şeklinde kesin. Pişmekte olan tavukların üzerine haşlanmış bezelye ve patatesleri aktarın. 2 su bardağı kaynamış su ilave edin. Karabiber, tuz ve kekiği serpin. Kısık ateşte patatesler yumuşayana kadar pişirip erişteyi ekleyin. Ara sıra karıştırarak erişteyi pişirin. Bu arada su az gelirse bir miktar daha ekleyin. Ocaktan alıp sıcak servis yapın. Afiyet olsun.
|